Öne çıkarılan yazı

ŞEHiRLERE GÖRE TRAVESTi ADRESLERi trv nedir?

Türk travesti adresleri şehirlere göre ayarlanmış tır tıkla gör.

travestiAnkara travestileri | İstanbul-Avrupa Yakası travestileri | İstanbul-Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri |  Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri |  Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri | Sivas travestileri | Fethiye travestileri | Urfa travestileri | Kahramanmaraş travestileri | Urfa travestileri | travesti |

Üstteki linklere tıklayarak arz ve talebe uygun ve amacına uygun olan siteleri kentlere göre tıklayarak mdellerimizi görebilirsiniz iclal.

Aç oradan bir aşk kanalı

İnkar etmek çare değil. Herkes aşık olmak için yanıp tutuşurken, siz elinizin tersiyle itmeye kalkmazsınız ama nerede o deli gibi aşık olunacak karakterdeki adam diye söyleniyorsunuz. Artık arkadaşlarınızın yakınmalarınızdan size uygun adamları önünüze dizmekten de bıktılar. Hafta sonları en güzel mekanlara takılıp size uygun eş aramaktan siz de yoruldunuz. Yok mu bunu hazır da olanı diye yakınıyorsunuz. Varmış ben de yeni öğrendim, İngilizcesi çok iyi düzeyde olan Muğla travestilerinden bir arkadaşım cep telefonuma bir uygulama atmış. Vay anasını demekten kendimi alamıyorum. Çeşit çeşit isteğe bağlı sevgililer adeta sıraya girmiş sadece benim seçmemi bekliyorlar. O kadar söylüyorum gökte ararken yerde bulmak deyimi tam da bu olsa gerek diye.

Cep telefonlarınıza şimdiye kadar eften püften bir sürü uygulama indirmişsinizdir ama size anlatacağım bu uygulama hayatınızı değiştirecek. Belki de dünyanız bile değişir bakarsınız elin Avrupalısıyla anlaşır oralara taşınmaya karar verirsiniz. Uygulamanın adı “Tinder” yani Türkçesi Çıra.

Amerika ve İngiltere’de milyonlarca kişi uygulamaya kayıt olmuş sizi yani yeni sevgilisini bekliyor. Peki uygulama nasıl çalışıyor. Bizzat kendim deneyerek anlatıyorum. Öncelikle kendinize bir hesap açıyorsunuz ya da facebook hesabınızı kullanabilirsiniz ama ben yeni hesap açmanızı tavsiye ederim. Henüz uygulamanın ne kadar güvenilir olduğu belli değil çünkü. Hesap hazırsa, aradığınız erkek için kriterlerinizi belirliyorsunuz ben şöyle sarışın mavi gözlü uzun boylu Bradd Pitt gibi olsun dedim. Son olarak hangi yaş aralığında arkadaş aradığınızı de yazıyorsunuz. İşte binlerce sarışın mavi gözlü adat karşımda şimdi iş içlerinden beğendiklerimi sağ tarafa, beğenmediklerimi sol tarafa atmakta kalıyor. Eğer sizin sağ tarafa attığınız kişi de sizi beğenmişse önünüzde bir mesajlaşma kısmı açılıyor. Yapmanız gereken çok basit artık bundan sonrasını siz bilirsiniz. Hesabınızda paylaştığınız resimler, yazılar seçtiğiniz insanlara anlık olarak iletiliyor. Son bir ricam adres bilgilerinizi her önünüze gelene vermeyin, buluşmak için bildiğiniz yerleri seçin ve ne olursa olsun bir kere bile yakından görmediğiniz bu insanlara tam olarak güvenmeyin. Siz temkinli olduktan sonra başınıza kötü bir işin gelmesi mümkün olmayacaktır. Saygılarımla.

 

 

Saplantılı erkekler

Sabrın sonu selamettir ama bu saplantılı erkekler biz de sabır bırakmamaya kararlı görünüyor. Aşk bitti artık bana paydos deseniz de bir türlü anlamıyor, anlamamakta ısrar ediyorlar. Nedir bu bitiremediğimiz ilişkilerden çektiğimiz insanın Hatay travestilerinden bir arkadaşın yaptığı gibi memleket değiştiresi bile geliyor.  Taktik arıyorum ama bulamadım diyenleri duyar gibi oluyorum ve işte son moda erkekleri kapıya koyma tekniklerini açıklıyorum.

Üzmeyin artık kendiniz yaslanın arkanıza ve sizi kafasına takmış eski erkek arkadaşınızdan kurtulmanın yolunu bu yazımda arayın.

Bir şarkı vardı hani aşk bitti yapı paydos diye o geldi şimdi aklıma ama kimin söylediğini hatırlayamadım. Galiba biraz yaşlandık. Her neyse gelelim konumuza erkekler bir aşkın bittiğini anlamıyor ve her akşam kapınıza dayanıyorsa,  eminim bitmek bilmeyen yanlalar vaatler de peş peşe geliyordur. O kadar yıl birlikte yaşadınız bir kere bir demet çiçekle gelmedi şimdi her akşam elinde çiçeklerle size çok seviyorum diye inliyor. Ah benim eski sevdiceğim çiçekler için artık çok geç bu ilişki bitti diyorsunuz yok kafaya girmiyor.

Ertesi akşam başka bir taktikle yine kapınızda sen de beni seviyorsun biliyorum Nalan diye bağırıyor. Daha şimdiden adınızı bile unutmuş. Artık neresinden anlıyorsa lafı siz  sevmiyorum dedikçe adam seviyorum anlıyor. Hep mi aynı bu erkekler yahu onlar terk ederse zaten ben seni hak etmemiştim sen daha iyilerine layıksın diyerek çekip gidiyorlar biz de daha iyisi var demek ki diye hemen geri çekiliyoruz.

Sıra bizim onları terk etmemize gelince, işte orada dur diyorlar özellikle uzun soluklu ilişkilerde hep aynı tantana yaşanıyor. Ömür boyu seni seveceğim sonra ömrüm sana feda olsun yalanları geliyor ki, oysa beraberken sizi defalarca aldattı ve siz her seferisinde onu affettiniz. Sanki o aldatan gözü dışarıda, ilişkiyi berbat eden kendisi değildi.  Ne sözler ne yalanlar veriliyor ama siz sakın kanmayın ve verdiğiniz karardan dönüp aynı işkenceye geri dönmeyin. Son taktik olarak yeni bir ilişkiye başladığınızı söyleyin. Bunu söylerken adamı tahrik edecek cümleler kurmamaya özen gösterin malum etraf bu  laflar yüzünden cinayet işleyen erkeklerle dolu. Şimdi zaten bu son hamleniz onun kaldırabileceğinden büyük olduğu için gerçek kişiliği ortaya çıkacak ve hiç durmadan size hakaretler yağdıracaktır. Bakın nasıl da kolayca o dayanılmaz erkek oluverdi. Bu yöntem test edildi ve onaylandı yüzde yüz işe yarıyor. Sevgiyle kalın.

 

 

Aldatmanın dayanılmaz hafifliği

Bu erkeklerin ayarları doğuştan bozuk galiba, ben daha bir kadınla mutlu olanını göremedim. Ne yazık ki etrafımda sürekli aldatılma hikayeleri dinliyorum. Aslında her kadında erkeğin kendisini aldatmaya meyilli olduğunu bildiğinden diken üzerinde oturur. Hep bir kuşku içinde yaşamak zor gelmeye başlayınca zaten ilişkinin neresinden kopacağına bakmaksızın boş veririz her şeyi, oysa erkeklerde durum tam tersidir kadınlarına güvenmek onlar için bir kuraldır ama güvenirken boş bırakmakta istemezler kafalarına göre yasaklar, kurallar koyarlar. Yok efendim mini etek giymeyeceksin, dekolteye sınırlama, bazıları her yerde konuşmanızı bile istemezler ona bile yasak getirirler.

Oysa kendileri başka kadınları çaktırmadan süzer, ağına takılacak balıklara hiç hayır demezler. Maalesef bu durum böyle gelmiş böyle gidiyor. Değiştirmek için biz kadınların yapması gerekenler var tabi ama adam iflah olmuyorsa salla gitsin senin olmayandan sana hayır da gelmez.

Her şey çok seviyorum senden başkasını gözüm görmüyor ile başlar sonra hep bildik hikaye ile devam eder. Gözü yaşlı aldatılmış kadın arkadaşlarının kucağında ağlarken, erkek çoktan yeni sevgili arama moduna girer. Daha yeni Bodrum travestilerinden bir arkadaşım sevgilisinden aldatma yüzünden ayrıldı. Erkeler aldattıklarını sanırlar ama aslında aldanan hep kendileridir. Çünkü biz kadınlar onların ciğerini biliriz. Aldatmaya meyilli erkek önce elinde çiçeklerle hediyelerle eve gelmeye başlar. Bunun nedeni aldatmadan dolayı yaptıkları vicdandır ama vicdanları çabuk körelir bir süre sonra aldatmaya devam ederken, hediyeler çiçekler biter hatta üste çıkmak için kıskançlık krizlerine girerler. Kendileri yapıyor ya acaba biz de yapıyor muyuz diye bir kuruntu düşer içlerine buna halk arasında aldatmanın dayanılmaz hafifliği deniliyor. Bu terimi de ben uydurdum ama cuk oturdu ne dersiniz?

Sizi aldatan bir erkeği yakalamanızın tek şansı bilgisayarı yani sosyal medya olacaktır. Eskiden telefonlar karıştırılır mesajlar ortaya dökülürdü ama artık günümüzde erkekler bu konuya uyandı mesaj kutuları eve gelirken her zaman bom boş oluyor. Sanırım yolda siliveriyorlar. Ama nedense daha sosyal medyadaki yazışmaları silmeye uyanmadılar ve bingo. Yakayı hep aynı yerden ele veriyorlar. Sanki sizi kandırmakta üstlerine yok. Oysa biz kadınların kandırılmaya değil birazcık dürüstlüğe ihtiyacı var. Aldattım desin canımı yesin ama yok olmaz her zaman inkar ederler. Takmayın onlar kendilerini aldatmaya devam etsinler biz işimize bakalım. Sevgiyle kalın canlar.

 

 

Mükemmel ilişki

Öyle mükemmel ilişki başlığı attım diye burada size mükemmel ilişkiyi anlatacağımı düşünmeyin. Çünkü yok mükemmel ilişki diye bir şey.Brad Pitt olsa karşımızdaki kusur bulmakta zorlanmayız. Geçenlerde Ankara travestilerinden çok sevdiğim bir arkadaşım erkek arkadaşından ayrıldı. Bana gelip dert yanınca açtım ağzımı yumdum gözümü dama demediğimi bırakmadım. Yok efendim zaten adam yaramazın, işsiz güçsüsün tekiymiş, gözünün biri şaşıymış daha neler demedim ki. Ben anlattıkça çoşan arkadaşım da habire beni onaylayan bakışlar attıkça ben sallamanın dozunu kaçırdım. Adamı bir asmadığım kaldı. Hükmü çoktan verilmiş idam mahkumuna dönen adam bir süre sonra benim arkadaşımla barışınca artık adamın yüzüne bakacak yüzüm kalmamıştı. Aman ne yapayım canım ben tüm söylediklerimi aslında sadece arkadaşımı iyi hissettirmek için söylemiştim. Günah bende değil arkadaşımı üzen adamdaydı.

Her neyse siz siz olun benim durumuma düşmeyin diye bu durumlarda yapılması gerekenleri sizler için okudum. Zaten benim de böyle bir fikre ihtiyacım olduğundan ben maddelerle size anlatayım ki birlikte öğrenelim. Öncelikle ayrılmış arkadaşınıza canım barışırsınız, zaten seni çok seviyor hatasını anlayıp en kısa sürede seni arayacaktır. Üzülme bu kadar diyerek kısa bir teselli yapmalıyız.  Teselliyi ve gazı verdiniz ama adam hala aramadı ve arkadaşınızın çok üzgün bu durumda da yapmamız gereken şey,  mutlaka arayacaktır canım, işleri yoğundur. Sen aramaya kalkma bak bu hafta mutlaka seni arayacak diyerek hem arkadaşımızı hem ortamı yumuşatmaya devam etmeliyiz.

Ne yaptıysanız olmadı adam gitti gelmez. Arkadaşınızın da dayanamayıp aramış ve sonuçta hiç hak etmediği sözleri duymuşsa sakinliğinizi koruyarak arkadaşınızı savunmaya geçebilirsiniz ama hala adamı yerden yere vurmak yok. Henüz hiçbir şey bitmiş değil.  Ah canım demek öyle dedi bak pişman olur yakında o terbiyesizlik yaptı diye takma kafana eminim ayrılık depresyonundan o kadar ağır konuşmuştur diyerek arayı bozmadan devam ediyoruz.

Arkadaşınız bir süre sonra ayrıldığı sevgilisiyle tekrar görüşmeye başlarsa ki genelde bu işler hep böyle olur. Ona desteğinizi sürdürün. Yanında olduğunuzu hissettirin.  Benim yaptığım hataları yapmadan kimseye düşman olmadan tatlıya bağlanan bir ilişki sizin dostluğunuzun da derecesini de gösterecektir. Mükemmel ilişki yoktur siz de onu aramaktan vazgeçin ve elinizdekine dört elle sarılın. Unutun yaşadığınız tatsızlıkları falan aşk öyle kolay bulunmuyor ki, kolayca harcansın. Sevgiyle kalın.

 

Erkekler ve kadınlar

Ne çektiysek kendi elimizden, şimdi ben sözü kimin için hatırlatıyorum derseniz,tabi ki anneler yani erkek evlatları doğurup, yetiştirip sonra da bir erkeğin elinde eziyet çeken annelerimiz. Oysa daha yetiştirirken öğretseydik kadının kıymetini şimdi etrafta namus abidesi kesilmiş, ya benimsin ya toprağın nidaları ile gezen değil, adam akıllı erkekler olurdu.

Erkekler ve kadınlar yaradılış gereği birbirinden farklı olsalar da görünürde hepimiz insanız. Yani birinin erkek, diğerinin kadın olmasıyla kimsenin kimseye üstünlük taslamaması gerekir. Ama maalesef günümüzde hala kendini bilmez erkekler tarafından yönetilen, hakarete ve aşağılamaya uğrayan bir kadın nesli var. İster anadan doğma kadın olun, ister sonradan kadın olmayı tercih edin durum hep aynı.

Bazen de modern erkekler karşımıza çıkabilir. Hani şu etrafta arkadaşlarımızın kolunda görüp özendiğimiz kibar, centilmen kadına değer veren tipler, bir tanesi bizim Aydın travestilerinden Jale’ye denk gelmiş mesela adamı öve öve bitiremiyor. Neymiş efendim, yaptığı her işi bizim Jale’ye danışırmış, O eve gelmeden  yemeği ve masayı hazırlarmış, hakikaten var mı böyle erkekler ya. Yok varsa da bize nerede maço, hanzo var zaten o denk gelir. Ama haklarını da yemeyelim şimdi ayaküstü, ne de olsa erkekler olmadan bu hayatın da tadı tuzu olmaz. Erkek ve kadın bir elmanın iki yarısı gibi muhtaçtır birbirlerine çoğalmak için bile iki cinse ihtiyaç duyulur. Onları eleştirmek yerine yola getirmenin yollarını bulmak daha akıllıca olacaktır.

Sevgiliniz istediğiniz kıvamda değilse biraz cilve, biraz işve ve olmazsa olmaz tatlı söz, yılanı bile deliğinden çıkaran tatlı sözle kim ikna edilmez ki bu dünyada, yeter ki erkeğimizi ona sezdirmeden yönetmeyi bilelim. Başka illerde yaşayan travesti arkadaşlar için de bu işin kitabını tavsiye ederim. Kitapçılarda rahatlıkla bulabileceğiniz erkekleri yönetme sanatı kitabını mutlaka okuyun.  Kitap okumayı sevmeyenler için vereceğim tavsiye basit ve zahmetsiz olacak. Bir erkeğe asla emir vermeye kalkmayın ondan istediğiniz şeyleri sanki başkasının başına gelmiş bir olay gibi anlatın ve en önemlisi ve unutulmaması gereken asıl konu erkeği her zaman el üstünde tutuyor gibi yapmanız. Pohpohlanmaya alışkın erkekler ilgi gördükçe yumuşar ve pamuk gibi şeker olurlar. Hadi kızlar kolay gelsin.

 

 

Değiştirme şansınız yoksa keşke demeyin

Söylediğimizde bizi derinden üzen ne çok konu birikir hayatımızn tek düze yaşamı içinde, keşkeler biriktirmiş olduğumuzun farkına o anlarda varırız.

Söylemediğimiz, yapmadığımız, gitmediğimiz hatta tadına bakamadığımız her şey belli bir yaşın üstüne geldiğimizde karşımıza çıkar. Keşke demek zorunda kalırız. Şimdi Manisa travestilerinden Azra, sen o kadar yaşlanmadın gülüm daha gençiz diyor ama ben bu yazıyı yazarken, bitmek bilmeyen kışın, durmadan yağan karın yorgunluğu içinde kendimi on yaş birden yaşlanmış hissederek yazıyorum. Çocukken farkına varmadığımız pek çok gerçek orta yaşlarımızda gözümüzün önüne film şeridi gibi serilir. Muhakkak sizin de kalbinizin derinlerinde saklı keşkeleriniz, ah keşke öyle yapmasaydım dediğiniz konular vardır. Zaten kim istediği hayatı yaşayıp, keşkesiz ayrılmış ki bu dünyadan. Dünyanın en mutlu hayatının bile yaşamış olsanız yapamadığınız, içinizde kalmış duygular, olaylar birikir arkanızda.

Mesela, travesti Sade, annesi ile geçiremediği günler için keşke derken, İstanbul travestileri arasındaki Hülya, hiç yaşamadığı bir aşk için keşke diyor. Keşke mahalle baskısı, çevre baskısı falan takmadan dilediğimiz gibi yaşayıp, bitirseydik ömrümüzü ah keşke…

Ortaokul yıllarında aynı sınıfta okuduğum bir genç vardı. Saçları altın sarısı, gözleri deniz mavisi, teni süt beyazı oda benden hoşlanıyordu biliyordum. Bir gün bana yaklaşıp, sinemaya gitme teklifinde bile bulunmuştu, ama işte ailemin tutumundan korkup, hayır demiştim. Hayatım boyunca bir daha içimi öyle eriten biriyle karşılaşmadım mesela, keşke o gün onunla o sinemaya gitseydim.   İlk öpücüğü onunla paylaşsaydım. Yağmurun altında ıslandığım teninin kokusunu içine çektiğim ilk kişi o olsaydı, olmadı işte şimdi keşkelerle doldurduğum şu soğuk bahar gününü yapmak isteyip de yapamadığım anılarla dolduruyorum.

Aslında hiç kimsenin geçmişi değiştirme şansı yoktur ama yine de bu gerçeği bildiği halde keşke demekten kendini alamaz insan, sevdiği bir insanı yeni kaybetmişlik duygusunu bilirmisiniz hani ne kadar üzülürseniz üzülün onu geri getirmenin bir yolu yoktur. İşte hayatımıza giren keşkelerde tam böyledir. Değiştiremeyeceğinizi bile bile düşünürsünüz .  Bırakalım geçmişi ve bugün artık keşke demeden yaşamaya bakalım. Hayat kısa, zaman daralıyor. Keşkesiz bir ömür sizi bekliyor. Saygılarımla.

Günün modası beyaz çay

Çayın iyisini içmek ve sağlıklı bir hayat sürmek için saraylarda yaşamanız gerekmiyor. Fiyatı biraz pahalı olsa da beyaz çay şimdilerde tam bir sağlık deposu, güzellik iksiri olarak market raflarında yerini aldı. Çay yapraklarının henüz olgunlaşmamış yeni büyümeye başlamış yaprakları bahar aylarında sadece beş gün boyunca toplanır, özel bir yöntemle işlenir. Bildiğiniz yeşil çaydan farklı bir renk alır ve bu haliyle bin bir derde deva olur. Beyaz çayın adı yaprakların üzerindeki beyaz tüylerden gelmektedir. Aynı bitkiden elde edilmesine rağmen siyah çay, eşil çay ve beyaz çay tat bakımından birbirlerinden tamamen farklıdır. Siyah çayın sert tadı, yeşil çayda hafif ve bitkisel bir tada dönüşür. Beyaz çay ise bu iki çaydan daha hafif bir aromaya sahiptir ve yumuşak içimlidir.

En kaliteli beyaz çay Çin’de yetişmektedir. Hiç açılmamış çay yaprakları toplanır ve kurutularak paketlenir. Ben Çin’den gelen beyaz çayı denemedim ama geçenlerde Konya travestilerinden Ayma, Rize gezisinden hepimize beyaz çay hediyesi ile gelince beyaz çayı deneme fırsatı buldum. İçimi hafif olan bu çayı çok beğendim. Faydalarını öğrendikten sonra siyah çay içmeyi bırakarak beyaz çay içmeye başladım.

Sizlere de benim yani travesti İclal’ın çok beğendiği bu çayın faydalarından bahsetmek isterim; Beyaz çay öncelikle cildi tazeliyor ve içinde bulunan E vitamini sayesinde hücrelerin kendini yenilemesine yardımcı oluyor.  Metobolizmayı hızlandırdığı için yağ yakımı sağlıyor ki bu özelliği ile kış aylarında biraz kilo alan Bodrum travestilerinden Ayda’dan tam not almayı başardı. Ayda beyaz çay sayesinde bir ayda tam olarak beş kilo verdi ve yeniden bomba gibi oldu. Beyaz çay kanserli hücrelerin küçülmesini sağladığı için yüksek fiyatına rağmen kanser hastalarının da ilk tercihi olmayı başardı. Zaten illa bu çayı siyah çay gibi kilo ile almaya gerek yok çünkü günde sadece üç bardak beyaz çay içmeniz sağlığınız için yeterli olacaktır.

Piyasada gramla satılan beyaz çayın bu kadar pahalı olmasının en önemli nedeni ise bahar aylarında yetişen ilk yaprakların toplanması. Ayrıca bu yapraklardan sadece üç gün ürün alınabiliyor. Az olan her şeyin fiyatının yüksek olması da gayet normal bir durum. Piyasada buna arz talep ilişkisi deniliyor. Bir şey çok isteniyor fakat az bulunuyorsa fiyat ona ters bir orantı ile artıyor. Bana soracak olursanız maddi gücünüz elveriyorsa bu çayı mutlak deneyin. Sağlık için her şeye değer. Sağlıkla kalın.

 

 

Manik depresif korkusu

Zaman geçtikçe değişen teknoloji, yediğimiz gıdalar ve soluduğumuz hava değişime uğruyor. İnsanlar bu durumdan her zaman olumlu olarak etkilenmiyorlar tabi, kimimizi mutlu eden bu değişimler kimimizde geri dönüşü olmayan yaralar açıyor.

En basitinden söylemek gerekirse zamana ayak uyduramayan bir kısım insan yaşadığımız dünyada hastalanıyor ve ruhsal dengesini yitirtiyor. Siz de şahit olmuşsunuzdur yaşadığı ağır bir durumu atlatamayıp, bunalıma sürüklenen insanların bir kısmı intihara yönelir. İntihar eğiliminde olan kişilerin mutlaka bir duygusal çöküş yaşamaları yani Bipolar bozukluk göstermeleri gerekir. Hiçbir hastalık kanser bile öyle durup dururken ortaya çıkmaz. Bazen ben bile acı bir olay karşısında kendimden korkmaya başlıyorum caba bunu nasıl iyileştiririm diye çareler arıyorum. Konya travestilerinden Aysa, yaşadığı bir acı tecrübe sonrasında manik depresif bir atak geçirmiş ve nihayetinde zor da olsa üstesinden gelmeyi başarmıştır. Maalesef yaşadığımız dünya bizlere kolaylıklar ve gül bahçeleri ile gelmiyor. Attığımız her adım, aldığımız her nefesin arkasında yarın ne olur korkusu ve endişesi yaşıyoruz.

Sadece travestiler yaşamıyor tabi bu durumu, dünya üzerinde yaşayan insanların yarısı nerdeyse bu hastalığın pençesinde çırpınıyor. Yapılan araştırmalar Bipolar bozukluk yaşayan pek çok insanın ne yaşadığının, hastalığının farkında olmadan basit bir depresyon diyerek hastalığı geçiştirdiği, oysa gerçekte bu hastalık azımsanmayacak kadar kişiyi intiharın eşiğine getirecek kadar tehklikeli bir durum. . Bipolar bozukluğu olanların aileleri için de durum eşdeğer bir zorluk yaratır. Bu, aileler tarafından kabul edilmesi en zor olan ruhsal hastalıktır. Örneğin, aileler şizofreniyi daha kolay kabul eder, bunun bir hastalık olduğunu anlarlar. Fakat kişi çok üretkenken, birdenbire mantıksız ve saçma sapan davranmaya başladığında, bu durum ailede daha büyük bir hasara yol açar.

Tedavisi olan hiçbir hastalıktan korkmamak ve korkularımızın üzerine gitmemiz gerekir.  Ne manik ne de depresif olma lüksümüz yoktur şu hayatta, madem dünyaya geldik ve bir sınav veriyoruz, her zaman dim dik ayakta durmak ve tüm zorluklara gögüs germek bizim tek amacımız olmalı.

Hayat çok kısa zaman bize ragmen akıp gidiyor. Sokaga çıkmak ve bu dünyada ben de varım demek lazım. Sağlıkla kalın.

 

 

Ay ve Güneş’in yarışı

Dünya ve yaşadığımız Samanyolu’nda yaşanan her olay ile yakından ilgileniyorum.özellikle dünyamızın dışında yaşanan olayların bir şekilde biz insanların ve dünyanın çekirdek yapısında etkili olduğunu savunanlardanım.Bildiğiniz gibi bugün bir güneş tutulması olayı yaşandı ve kuzey bölgelerde yaşayan insanlar bu tutulmayı çıplak gözle izleyebildi. Benim yaşadığım İstanbul’da sabah saat 11:30 gibi yaşanan olayda Ay Güneş’in önünden geçerken hava biraz karardı. İçim ürperdi çünkü uzmanlar bir süredir beri televizyon ekranlarından deprem çığırtkanlığı yapıp, bu tutulmanın yerküreye deprem olarak geri dönebileceğini söylüyorlardı. Umarım haklı çıkmazlar, deprem demek çaresizlik ve yıkım demektir.

Bu tutulmanın insanlar üzerinde de etkili olacağına inandığımı söyledim çünkü biraz astronomi ve burçlarla ilgilenen biriyim.Tutulma dünyada baharın gelişinin, çiçeklerin açmasının bir habercisi, aynı zamanda yükselen burçlarımızı da etkisi altına alacak tutulma, güneşin koç burcuna girmesini sağlayacak. Yükseleni koç burcu olan Bursa travestilerinden Berra, dünyaya farklı bir bakış açısı ile bakmak zorunda kalacak çünkü bu dönemde hayatında yenilikler ve değişimler olacak. Bu tutulma zodyağın son burcunun son derecesinde oluşarak bizlere diyor ki, teslimiyet ve fedakarlık olmazsa güzel başlangıçların oluşmasına izin vermeyeceğim.

Tutulma için söylenen başka kötü olay senaryoları da var tabi, örneğin salgın hastalıkların artmasından korkuluyor. Zaten şu günlerde domuz gribi dünyada ve ülkemizde çok can aldı ve almaya devam edecek gibi görünüyor. Hatta siyasal hayatlarda bile değişiklik bekleniyor sanırım bu da biz de yakın zamanda yaşanacak seçim sonuçlarını etkileyebilir. Hayırlısı olsun ne diyelim. Umarım savaşlar ve ölümler bu tutulma ile artmaz.

Yükseleni Koç olanlar artık kötü alışkanlıklarıyla yüzleşmeliler. Yükseleni Boğa olanlar ise,arkadaş çevrelerini değiştirmek ve yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalabilirler, şimdiden eski ve size eziyet ettiğini düşündüğünüz arkadaşlarla vedalaşın.İkizler kariyer değişikliğine,Yengeçler ise her zaman istedikleri güce kavuşmayı beklesinler bu tutulma onlara bunun kapılarını açacak.

Yükseleni Aslan olanlar için maddi anlamda bir rahatlama bekleniyor. Belki de Mısır’daki dedenizden miras kalır kim bilir. Kovalar için ise tam tersine maddi anlamda kayıplar gören uzmanlar, bu tutulmanın en çok Koçlara yarayacağının üstüne basıyorlar.

Burçlara ve gök olaylarının sizi etkilediğine inanıyorsanız bir uzmana daha detaylı bir bakı yaptırabilirsiniz. Neyse haliniz, çıksın falınız. Sevgilerimle.

Bizi biz yapan her şey

İnsanı hasta yapan şeyler sevgi eksikliğinden kaynaklanır oysa şefkat her derdin ilacıdır. Çiçeklerin el değmeden büyüdüğü yerlere, havanın hava, suyun su, insanın insan kaldığı yerlere gitmek için en değerli duygularımıza insanı insan yapan değerlerimize sarılalım. En zor, en sarsıntılı zamanlarımızda bizi ayakta tutan; sadakat ile bağlı olduğumuz değerlerimiz.

Dünyaya nasıl geleceğimize biz karar vermedik elbette ama insan olmuşsak mutlaka bunu hak etmek için uğraş vermeliyiz. Nedir insan olmak diye sorarsanız bana göre değerlerimizdir belki sana göre zekamız. Ama bazı hayvanlarda da zeka olduğu ortaya çıktığından beri ben değerleri ilk sıraya koymaya karar verdim. İnsanı bir yapı olarak ele alacak olursak, değerlerimizin taşıyıcı kolonlarımız olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Dürüstlük, aşk, vicdan, adalet ve eşitlik gibi duyguları başka bir canlı da görmeniz imkansızdır. Siz hiç adalet duygusu ile davranan bir hayvan gördünüz mü? Ben bu konulara ne zaman arkadaş toplantılarında değinecek olsam; Ayda benim için ilk sırada cinsiyet eşitliği geliyor deyip duruyor. Haksız da sayılmaz Ankara travestileri, İstanbul travestileri hatta İzmir gibi modern bir şehrin travestileri bile kendilerine doğuştan verilen bu cinsiyetleri için eşitsizliğe uğradıklarını söylüyorlar. Eşit haklara sahip olmak için sanki aynı cinsiyette olmak şartmış gibi itilen, hor görülen ve ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi olan kadınlar ve travestiler erkeklerle aynı haklara sahip olmak kısacası adalet ve eşitlik sağlamak için bir çok dernek kurmuş.

Bu derneklere ise üye olan erkek sayısı neredeyse sıfır, sanki dünya sadece erkek cinsiyeti üzerine kurulmuşcasına kendilerine her konuda üstünlük çıkarıyorlar. Kadını evinde oturması gereken ve erkek işine karışmaması gereken bir canlı olarak görüyorlar.

Geçtiğimiz hafta Dünya Kadınlar Günü kutlamasının pek çok kadın için isyana dönüşmesinin tek nedeni de işte bu ayrımcılıktır. Bizi biz yapan değerlerimize en başta da sevgiye bağlı kasaydık bu yaşanan kadın cinayetleri de travesti cinayetleri de bir son bulabilirdi. Maalesef değerlerimizden uzaklaştıkça dünyanın çivisi çıkmaya devam ediyor. Hadi hep birlikte insanlığın en büyük hediyesi olan değerlerimize dönüş için kolları sıvayalım. Var olmak ve biz olmak bu kadar zor olmamalı. Sevgi ve saygılarımla hoşcakalın dostlar.