Öne çıkarılan yazı

ŞEHiRLERE GÖRE TRAVESTi ADRESLERi trv nedir?

Türk travesti adresleri şehirlere göre ayarlanmış tır tıkla gör.

travestiAnkara travestileri | İstanbul-Avrupa Yakası travestileri | İstanbul-Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri |  Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri |  Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri | Sivas travestileri | Fethiye travestileri | Urfa travestileri | Kahramanmaraş travestileri | Urfa travestileri | travesti |

Üstteki linklere tıklayarak arz ve talebe uygun ve amacına uygun olan siteleri kentlere göre tıklayarak mdellerimizi görebilirsiniz iclal.

Erkek olarak dünyaya geldiğini açıkladı

Dünyaca ünlü bir yüzücünün sevgilisi facebook hesabından yaptığı bir açıklama ile magazin gündemine bomba gibi düştü.

Bir olimpiyat oyununda en fazla madalya alan kişi unvanını elinde bulunduran ünlü yüzücü sevgilisinin yaptığı bu açıklama ile  en çok konuşulan ünlü oldu.

ABD’li yüzücü Michael Phelps’in sevgilisi Lianne Chandler, cinsiyeti hakkında açıklama yapınca tüm gözler bu ikilinin üstüne çevrildi.

Kişisel Facebook sayfasında konuyla ilgili bir açıklama yapan Chandler, erkek bedeninde doğduğunu ve 20’li yaşlarında geçirdiği bir operasyon ile cinsiyet değiştirdiğini açkladı.

Genç yaşlardan itibaren testosteron engelleyici ilaçlar alan ve sonra cinsiyet değiştirmek için bir operasyon geçiren Chandler, itirafından sonra Phelps’in kendisinden ayrılmasından korktuğunu açıkladı.

Çift cinsiyetli olarak doğduğunun altını çizen 41 yaşındaki Chandler, kağıt üzerinde erkek olarak doğduğunu ama hiçbir zaman bir erkek olarak yaşamadığını belirtti. Güzel bir kadın olan Chandler yaptığı cesur açıklama ile herkesi şaşkınlığa uğratırken kadın hormonları ile doğan bir erkeğin travestiye dönüş hikayesini hiç gocunmadan anlattı.

Magazin basınında alkollü araç kullandığı için aldığı cezayla gündeme gelen yüzücü şimdi bu olay hakkında ne konuşacak bilinmiyor, yüzücünün hayranları merakla Phelps’den gelecek açıklamayı bekliyorlar. Kolu vücut boyundan 7 cm daha uzun olduğu için rakipleri karşısında avantaj sağlayan yüzücü spora 5 yaşında başlamış, hiper aktif bir çocuk olan ve bu yüzden ailesi tarafından spora yönlendirilen ünlü yüzücünün annesi bir öğretmen babası ise bir polis tipik bir memur çocuğu olan ünlü yüzücünün sevgilisini cesur açıklaması için kutlamak isterim. Gerçek cinsiyetin hissedilen cinsiyet olduğunu bu sayfalarda defalarca yazmama rağmen bu konu gündeme gelince tekrar hatırlatmak isterim. Trans bireylerin zevk için travesti olmayı seçtiğini düşünenler, onların yaşadıklarını anlamak istemeyenler bu kadının yaptığı davranışın ne kadar önemli olduğunu anlayamazlar. Bu açıklama ile bir yerde çift cinsiyetli insanlara örnek teşkil eden Chandler, toplumda tam 21 yıl kadın bedeniyle yaşamış ve bunu kendisi açıklayana kadar hiç kimse fark etmemiş.  Ben kendi adıma, çifte mutluluklar diliyorum. Önemli olanın sevgi olduğunu unutmayın ve sevgiyle kalın.

 

 

Bu defile çok konuşulur

Dünyada en çok izlenen ve adından en çok söz ettiren defile olan Victoria Secret’a rakip geliyor. Türkiya’de bir ilk olarak düzenlenecek trans defilesi için geri sayım başladı. Mankenler harıl harıl prova yapıyorlar ve şimdilik her şey yolunda görünüyor.

Defilede elde edilen gelirin tamamı trans Huzur Evi yapımı için kullanılacak. 41 yaşındaki tesettürlü trans kadın Öykü Ay, defilede mankenlerin kendi tasarladıkları kyafetleri taşıyacaklarını söyledi. Ay, “Bu kıyafetler defile sonrası açık arttırma ile satışa sunulacak ve elde edilen gelirin tamamı trans misafirhanesine bağışlanacak” dedi.   Türkiye’de güzel şeyler de oluyor dedirten bu defilenin insanların göz ardı ettiği trans bireylere kucak açması v onların da birey olarak hakları olduğunu ispatlamak için yapılıyor.

Barbaros Şansal, Sevda Demirel, Tarık Mengüç, Leyla Somer ve Eylül Metin gibi ünlü isimler de defileye destek veren isimler arasında yer alıyor. LGBTİ dernekleri defileyi destekliyor .

Ankara Pembe Hayat LGBTİ, İstanbul LGBTİ, İstanbul Hevi LGBTİ, Antalya Pembe Caretta LGBTİ, Mersin 7 Renk LGBTİ, İzmir Siyah Pembe Üçgen LGBTİ ve Radio Gabile defileyi destekleyen kurumlar arasında yer aldı. Defileye katılacak mankenlerin bazılarının isimleri şöyle sıralandı;

1.manken avcılar travestilerinden Demet

2.manken anadolu yakası travestilerinden Yankı Bayramoğlu

3.manken izmir travestilerinden kraliçe Başak

4.manken fındıkzade travestilerinden(trans) Pınar Birkan bu isimlerden hariç yaklaşık 20 kişilk bir ekip seyirci ile buluşmaya hazır.

Defile 20 Kasım 2014′te Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek.

Defilenin sadece travesti bireylerden ibaret olmayacağını da  belirten Öykü AY defileye Gay, Bisexsüel ve Heterosexsüel bireylerinde katılacağını belirtti. Saat 23:00 gibi bitecek olan defilenin ardından muhteşem bir parti düzenlenecek. XL Clup de düzenlenecek partiye herkes davetli.Trans Fashion Show olarak adlandırılan defile Bu yıl ilki düzenlenen bir sosyal sorumluluk projesidir, ve huzur evine çevrilmesi amacı ile kullanılacaktır.

Bu defileye katkı sağlayan herkesi kutluyor ve trans bireylerin de sosyal devlet olgusundan paylarını alması gerektiğini vurgulayarak, yazıma son veriyorum.

 

Dizi sektöründe Hezeyan

Kanal sayısının artması ve artan talep üzerine dizi sektöründe yaşanan patlama son zamanlarda gerileme dönemine girdi.Bir zamanların vazgeçilmezi olan dizi sektörü kan kaybetmeye devam ediyor.

Türkiye ve Ordadoğu’da da çok sevilen Kıvanç Tatlıtug Kurt  Seyit ve Şura dizisi ile hüsrana uğradı. Gülse Birsel’n yazıp oynadığı Yalan Dünya ise yeni bölüm çekmeme kararı aldı. Pazartesi günleri televizyonlara kanal kanal gezen seyirci ise 3 güzel dizinin aynı güne gelmesi yüzünden hangizsini seyredeceğine karar veremiyor. Kenan İmirzalıoğlu’nun  Kara dayı dizisi, Ulan İstanbul ve yayın hayatına bu dönem başlayan Reaksiyon aynı saate denk gelince reytingler ister istemez üçe bölünüyor. Yaz dizilerinin final yapmadan kış sezonuna devam etmesi sonucu ise hangi diziyi izleyeceğimizi şaşırdık. Pek çok dizi yayın hayatına başlar başlamaz reyting kurbanı olurken, artık oyuncuların ekmek kapısı da kapanmaya başladı.

Akşam biraz dinlenmek adına televizyon karşısına geçen aileler dizi kavgası yapmaya başlayınca çareyi herkes ayrı odalarda televizyon izlemekte buldu. Ailelerin de bölünmesine neden olan bu sistem düzeltilmediği sürece ne diziler doğru dürüst reyting alır , ne de bu aile kavgaları son bulur benden söylemesi, bir de Özcan Deniz’in aynı konuyu ısıtıp ısıtıp önümüze getirdiği diziler var Su ve Ateş’in konusunun bir benzerini Kaderimin yazıldığı gün dizisine taşıyan ünlü aktör artık kabak tadı verdi. Özcan Deniz’in Asmalı Konak dizisi ile tavan yaptığı günlere dönmesi zor görünüyor. Fox  televizyonunda birkaç bölüm gördüğümüz yüzü dizide ölmesi, ardından dirilmesi ile çekilmez bir hal alınca  dizide tekrar öldürüldü.

Dizi sektörünün tıkandığı farklı konular bulunamadığı sürece vatandaş dizi yerine Show T.V. de yayınlanan Güldür güldür skeçleri ile idare edecek gibi görünüyor. Güldür güldür BKM’nin usta tiyatrocuları ile son derece seviyeli yapımlara imza atıyor. Ali Sunal’ın idaresinde Doğa Rutkay’ın harika tiplemeleri ile gülmekten karnımızı ağrıtan skeçler reytinglerde bu hafta rekor kırarak tüm dizileri geçmiş sonuca şaşırmadım dediğim gibi aynı güne konulup heba edile diziler istenilen izlenme oranının yanından bile geçemiyor. Muhteşem Süleyman dizisi gönüllerde taht kuran Meryem Uzerli diziden ayrılırken, öyle bir laf etmişti ki bu piyasada daha önce hiç duyulmamış olan bu söz şimdilerde moda oldu. Dizisi tutmayan oyuncu yüzünü dinlendirmek için Meryem Uzerli taktiği uygulamaya başladı.

Kadınların gözdesi olan isimlerim dizilerinin yakında final yapmak zorunda kalması Kıvanç ve Kenan hayranlarını üzecek gibi görünüyor. Sarışın erkelere hasta olan travesti bir arkadaşım Kıvanç’ın her filmini kaçırmadan izlediği için, son zamanlarda çıkan Kıvanç yüzünü dinlendirecek haberlerine çok üzülüp beni arayınca ona merak etme Aşkı Memnu’yu internetten indirip sana yolların deyince çok sevindi. Kenan hayranları şimdilik rahat etsin Kara dayı sezon sonuna kadar ekranlarda olacak. Diziye bu sezon dahil olan güzel oyuncu Funda Eryiğit Feride’nin şalterlerini attıracağa benziyor.

Benin bu sezon favorim Reaksiyon dizisi ve Ulubatlı Hasan rolüyle gönüllere taht kuran İbrahim Çelikkol, Çelikkol Sinem Kobal’la mutlu bir birliktelik yaşamaya başlamış ve beraber magazin habercilerine yakalanmış  diye duydum. Ünlü futbolcuyu evlilik koltuğuna oturtamayan Sinem Kobal’ın  Ekim ayında Çelikkol ile evleneceği  haberlerini duyduk. Hayırlısı olsun.ben yani travesti ici diyorki İyi seyirler.

Yönetmen Travesti olursa…

Şarkıları ile dinleyicilerini büyüleyen Halil Sezai’nin oyuncu yönünü görmek isteyenler için İncir reçeli 1 filmi bir harikaydı. Seyrederken gözyaşlarına boğularak isyan ettiğimiz filmin 2. Vizyona girdi. Yine aynı duygusallıkta aşkın anlatıldığı 2. Filmde şaşırtan bir gerçek ortaya çıktı. İncie reçeli filminin konusunu izleyemeyenler için kısaca anlatalım;

Metin 30’lu yaşlarında hayatını TV’lere skeç yazarak kazanan bir adamdır. Yazdığı senaryoları reddedilen bir gün gittiği barda, hayatını tümüyle değiştiren Duygu’yla tanışır. Duygu ve Metin bir masala başlarlar ama sonu başından belli bir masaldır bu… Duygu ölümcül bir hastalığın pençesindedir ve aşık olduğunu anladığında Metin’den kaçar, Metin aşkının öylece çekip gittiği düşününce kahrolur ve onu aramaya başlar. İşte isyan şarkısı tam da Metin’in Duygu’nun neden kaçtığını anladığı anda patlar ve seyirci isyan şarkısı ile aşka isyan eder. Biraz Issız adam filmine benzeyen sahneler, romantizm ve aşkla süslenen film seyirci tarafından tam not alır.

İncir Reçeli 2” filmini hem kaleme alan hem de yönetmen sandalyesinde oturan Aytaç  Ağırlar’ın karakol sahnesinde kamera önüne geçtiği ve travesti rolünde oynadığı ortaya çıktı. Ağırlar, “Film içinde bir sürpriz olsun dedim. Öyle bir makyaj yapıldı ki, yakın arkadaşlarım bile beni tanımadı” diye belirtti. İncir reçeli 2’nin konusu şöyle gelişmektedir;

Metin, Duyguyu kaybettikten sonra girdiği bunalımdan hala çıkamamıştır. Hayalindeki senaryonun filmi çekilmiştir ama mutsuzdur. Bir barda sahne almaya başlamış ve neredeyse her akşam zil zurna sarhoş olmaktadır. Bu uzun yas döneminde sahne aldığı bara, barmaid olarak başlayan Gizem ile tanışır. Gizem aslında bir dövmecidir. Ama ev alabilmek için geceleri ek iş de yapmaktadır. Bir akşam bar çıkışında Metin istemeden de olsa bir kavgaya karışır. Kavgayı gören Gizem, onu dövenlerin kafasında şişe kırarak Metin’i kurtarır. Çift ilk kez orada birbirlerine bir şeyler hissederler. Yine umutsuz bir aşk dedirtecek film vizyona girdi ve seyirci ile buluştu.   İncir reçeli romantizmin doruklarına çıkmak, Halil Sezai’nin harika şarkılarını dinlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir yerli film sinemaya gitmek için vakit bulamayan izleyiciler için İncir reçeli 1 filminin DVD’leri  film marketlerde satılmaktadır. 2. Filmde travesti olan yönetmeni izlemek isteyenler  ise mutlaka filme gitmeli.

 

Özür dilemek bir erdemdir

Şey.. Nasıl söylesem? Kelime bulamıyorum.. Çok zor biliyorum… Söylemeliyim artık… Şey… Dinle bak. Ben çok üzgünüm olanlara. Yani özür dilerim.

Ağızdan çıkan hatalı bir cümlenin sonunda karşımızdakine zarar vermişsek,özür dilemeyi de bilmeliyiz. Oysa pek çok insan özür dilemenin kendinden bir şeyler koparacağını düşünerek bundan kaçarlar.

Özür dilemek kişinin kendi hatasıyla yüzleşebilmesidir. Özür “ben bu yanlışı niye yaptım”ın açıklamaya çalışılmasıdır. Bazı durumlarda özür dilemek sanıldığı kadar kolay olmaz. Öyle güçtür ki o iki kelimenin ağızdan çıkması, bunu söylememek için bilinçli ya da bilinçdışı türlü düzenekler geliştiririz. Özür dilemek için, özür dilemeye hazırlık sürecini tamamlamak gerekir. Yaşanan olayın çok yönlü düşünülmesi, olayı yeniden yaşantılayarak, bilişlerimizin yeniden yapılandırılması gerekir. Empati süreçlerini harekete geçirerek, sosyal değerlerle uyumlu hale getirebiliriz.

Yüzleşme süreci başlarken, içimizi huzursuzluk hissi kaplar, “ben yanlış yaptım”,”hata yaptım” düşüncesini kabul etmek zordur. Yaşanan olayı yeniden değerlendirdiğimizde , öfkemiz yatıştığında, artık eskisi gibi düşünmediğimizi, haklı olmadığımızı, yanlış davrandığımızı kabulleniriz. Zamanla bu yüzleşme süreci tamamlanır ve özür dileme gerçekleşir. Bazen ise yüzleşme süreci tam olarak tamamlanamaz. Yaşanan çevre ya da bilişler bu sürecin gerçekleşmesine izin vermez. Bazı çevrelerde özür dilemek bir zayıflık belirtisi olarak kabul edilebilir. Kişinin bulunduğu konum da özür dileme sürecini ve şeklini belirler. Kişiler statü olarak birbirine eşdeğer konumdaysa, özür dilemek daha kolay olabilir. Ancak bir patron, bir lider, bir başkan astından özür dilemek durumunda kaldığında otoritesinin ya da saygınlığının azalacağını düşündüğünden bu süreci geciktirir ya da gerçekleştirmez.

Özür dilemenin önündeki duygu kibirdir. İnsanlar kibirlerine yenik düşünce özür dilemek imkansız hale gelir. Özür dilemek bazen, bir çift tatlı söz, içten bir göz göze geliş, tatlı bir gülümseyiş, yalvaran gözlerle bakış, pişmanlığı vurgulayan bir ses tonu, bazen sıcak bir dokunuş, bazen sımsıkı bir sarılış, bazen diz çöküş, bazen bir öpücük her ne şekilde olursa olsun…Yeter ki karşı taraf, yapılan hatanın kabullenildiğine inansın.Özür dilemek, iki kişi arasında oluşmuş buzdan kaleleri eritir, gönüller arasında köprüler kurulmasına yardımcı olur.

Şu bir gerçek ki başkalarının sizden özür dilemesini bekliyorsanız ya da çocuğunuzun özür dilemeyi öğrenmesini istiyorsanız siz de özür dileyebilmelisiniz. Ama ne amaçla ve ne şekilde özür dilediğinizin de önemli olduğunu unutmamalısınız. Pişmanlığınızı ya da üzüntünüzü dile getirmek için mi özür diliyorsunuz yoksa özür sizin için arkasından gelecek “ama…”lı cümleyle kendinizi savunma ve temize çıkarma konuşmasının başlangıcını mı oluşturuyor sadece?

Ağzınızdan çıkan “özür” kelimesinin sıradan bir ifade içermemesi, karşı tarafa doğru geçmesi gerekir.

Örneğin karşımızdaki insanları tanımadan arkalarından atıp tuttuğumuz, küçük gördüğümüz haklarını yediğimiz birçok insanla karşı karşıya gelmeden de helalleşip, özrümüzü dileyebiliriz. Bu dünyada haklarını yediğimiz kötü yakıştırmalarla andığımız toplumdan dışlamaya çalıştığımız trans bireylerden, travestilerden, homoseksüellerden özür dilemek ve bu dünyadan göçmeden kul hakkından kurtulmak için özrünüzü geç olmadan dileyin. Ağırlıklarından kurtulan insanın vicdanının ne kadar rahatladığını göreceksiniz. Yazdığım yazılar nedeniyle alınan, kırılan her kim varsa ben özrümü diliyorum. Hatasız kul olmaz sözünü kabul etmek kolay. Zor olan, insanın kendi hatasını kabul etmesi. Yanlış yaptığını itiraf edebilmek için belirli bir olgunluk düzeyine erişmek gerekiyor.

 

 

Moda Haftası ve Translar

Tarihteki ilk moda haftasının, 1943 yılında New York’ta yapıldığını biliyor muydunuz? Fransa’nın moda üzerindeki hakimiyetine son vermek ve bu etkiyi azaltmak için yapılan New York Moda Haftası, 2. Dünya Savaşı dönemine rastlıyor. Londra Moda Haftası ise 25’inci yılını kutluyor. Bir moda endüstrisi etkinliği olarak dünya gündeminde kendine sağlam bir yer edinen moda haftaları, adından anlaşıldığı üzere yaklaşık bir hafta sürüyor. Moda evleri, tasarımcılar ve markaların ev sahipliğinde gerçekleşen defilelerin asıl amacı, satın almayı gerçekleştirecek olan firma veya kişilere bir sonraki sezonun koleksiyonlarını ve trendleri sergilemek. Ama en önemlisi moda endüstrisinin ‘in’ ve ‘out’larını belirliyor olması. Dünyanın en önemli moda haftaları, sırasıyla New York, Londra, Milano ve Paris’te gerçekleşiyor. Ocak ve mart ayları arasında sonbahar – kış koleksiyonlarının sergilendiği moda haftaları, eylül ve kasım ayları arasında ise ilkbahar – yaz koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor. Moda dünyasının bu dört önemli başkenti, tüm dünyanın dikkatle ve büyük merakla takip ettiği moda haftaları boyunca moda severlerin radarında oluyor. Defilelerde firmalar koleksiyonlarına ekleyecekleri parçaları dikkatle seçerken, moda tutkunları ise son trendlerin heyecanı içinde defilelere akın ediyor ya da soluğu internetin başında alıyor.

Peki dünyada trans mankenler olduğunu ve bu mankenlerin diğer mankenlere göre daha başarılı bir grafik gösterdiğini biliyor musunuz?

Uzun boylu oluşları ve ince fizikleriyle travesti kadınların mankenlikte yükselişi sürerken Bazı mankenler aslında trans bireyler olduklarını açıklıyor.

Dünyada en önemli markaların dahi kullandığı trans mankenlerin Türkiye’de ilk defilesi ise 21 Kasım 2014 tarihinde Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek,  defilede 45 trans kadın manken görev alacak ve Trans Kraliçesi Yankı Bayramoğlu baş manken olarak podyuma çıkacak.

Trans kadınların kendi tasarladıkları kıyafetlerle podyuma çıkacağı defilenin geliri trans misafirhanesine gidecek. Defileye Ankara Pembe Hayat LGBTİ, İstanbul LGBTİ, İstanbul Hevi LGBTİ, Antalya Pembe Caretta LGBTİ, Mersin 7 Renk LGBTİ, İzmir Siyah Pembe Üçgen LGBTİ ve Radio Gabile defileyi destekleyen kurumlar arasında yer aldı. Şişli Belediye Başkanının da desteklediği bu defile Türkiye’de bir ilk olacak.

Dünyada her yıl düzenlenen trans ve Gay defilesi kadar ilgi görmesi beklenen defileye tüm vatandaşlar davet edildi.

 

Translara devletin şefkat eli değmeli

  İhtiyaç sahibi herkes devletten yardım bekleme hakkına sahiptir.

Bir grup trans birey geçinmek için devletten yardım beklediğini açıklayan bir demeç verdiler. Konuşmacıların söylediklerinden notları aktarmak isterim;

Hayata başladıkları andan itibaren dışlanma, horlanma, yok sayılmaya mahkum edilen travesti ve eşcinseller yaşamak için fuhuş yapmaya zorlanıyorlar. Oysa sadece ekmek parası için bu işi yapmak zorunda bırakılan pek çok travesti bunun kendi tercihleri olmadığından yakınıyorlar.  Daha fazla para ya da zevk için bu işin yapılamayacağını belirten travestiler eğer bizlere devlet maaş bağlarsa bu işten vazgeçecek çok kişi var dediler. Her fırsatta normal vatandaş olmak istediklerini söyleyen trans bireyler bizim içimizden insanlardır.

Devletin daha önce AİDS hastası olan bir travestiye seks yapmaması maaş bağladığını ve hastalığının tedavisi için her türlü yardımı yaptığını belirten travesti arkadaşları bizler de bu imkandan yararlanmalıyız diyorlar. Hastalanmamızı beklemeden yardım edilmesi gerekir diyerek vurgu yapıyorlar.

Travestilerin pek çoğu üniversitelerin iyi bölümlerinden mezun olmuş ve yabancı dil konuşabiliyorlar buna rağmen iş bulamamaları yapılan ayrımcılıklar canlarına tak ettirdi. Bursalı travesti  Esra’ya gösterilen devlet ilgisinden çok memnun olduklarını söylerken, devlet fakir ailelere sosyal yardımlar yapıyor fakat bizler de karnımızı doyuramadığımız halde yardım yapılmıyor derken gözlerinden yaşlar akan trans bireyler tek istediklerinin iş, ekmek,  özgürlük olduğunu vurgulamak için yürüyüş düzenlediler. Hayata bu şekilde gelmenin kendi kararları olmadığını seçme haklarını olmadığı bir hayatı yaşamak zorunda kaldıklarını belirten travestiler bu yaşadığımız süreç bize reva görülmemeli diyorlar.

Sokak ortasında şiddete uğrayan, en yakınları tarafından taciz edilen ve kurşunlara hedef olan travestiler parası olan ünlü zenginleri herkesin kabullendiğinden kendilerini kabul etmediklerinden şikayet ediyorlar. Bülent Ersoy’un rahmetli Zeki Müren’in el üstünde tutulması toplumda karşılık görmesi çok güzel bir olaydır ama sırf biz ünlü değiliz onlar gibi paramız yok diye dışlanmamız doğru değil diyerek feryat ederek seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bir çoğu Bülent Ersoy şarkıları ile moral bulmaya çalışan travestiler sesimiz güzel olsaydı bizde bu toplumda yer edinirdik diye şikayet ediyorlar.

Devletimiz çok büyüktür binlerce mülteciye kapısını açıp onlara aş veren devlet bir grup travestiye de sosyal yardım yapabilir diyerek sözlerini bitiren travestilerin haklı davalarında yanlarında olmalıyız.

 

 

Nerede duracağınıza karar veren cinsiyetiniz

Kendi seçimlerimiz dışında bir de seçim yapmadığımız halde sahip olduğumuz özelliklerimiz var, nerede duracağımıza nasıl davranacağımıza karar vermemizi sağlayan cinsiyetimize doğumumuz esnasında biz karar veremeyiz.

Zengin bir aile ya da mutlu bir aile, ya her şeyden yoksun bir hayat ya da varlık içinde büyümek her zaman bizim dışımızda gelişen olaylardır. Ancak kendi kararlarımızı verme yaşımıza geldiğimizde ipler bizim elime geçer. İşte o zaman karar düşünüp kendimiz için en doğru kararları vermeliyiz.

Dediğim gibi kendimizin karar vermediği bir hayatı yaşamak zorundayız. Hele bir de  kadın olarak sorumluluklar almaya başladığımızda hayat daha da zorlaşır. Erkeklerin aksine kadınlar ince düşünce sahibi narin canlılardır. Sokakta bulduğu bir kediye bile sahip çıkan kadınlar, bir çocuk sahibi olmak için bedenindeki değişime ve acıya razı olurlar. Dünyada hiçbir erkek bir kadının doğum öncesi ve sonrası çektiği bir acıyla başa çıkamaz anneler değil de babalar çocuk doğursaydı dünya nüfusu çoktan tükenirdi.

Kadın olmak demek hayatındaki herkesin sorumluluğunu almak demektir aynı zamanda, çocuğunun bütün bakımını üstlenirsin, evin bütün işi sırtındadır evde herkesten önce yataktan kalkıp kahvaltı hazırlamak, çalışıyor olsan bile herkesi elinle evden uğurlamak zorundasındır hatta kaybolan çorapların yerini de sen bilmelisin. Temiz bir ev halkı, karnı tok bir ev halkı ütülü gömlekler temizlenmiş odalar ve dumanı üstünde bir kap yemek senin işindir. Kimse yaptığın işlerin ağırlığını bilmese de sen zevkle yaparsın .

Bazen yaptıkların için bir teşekkür bile almazsın yine de aynı şeyleri bıkmadan usanmadan yapıp, süper kahraman gibi çalışırsın. Dünyadaki süperman sensindir aslında, yoktan var edemezsin ama var olan her şeyi sen güzelleştirirsin.

Hayatı planlamadan yaşadığın bir an bile yoktur, sabah şu saatte kalk, akşam şunu yapmadan uyuma, herkesi memnun et, kısacası saçını süpürge etmek deyimi kadınlar için kullanılan tam da yerinde söylenmiş bir deyimdir. Saçını süpürge et ama şikayet etme, yorgunluktan canın çıksa da bir çikolata at ağzına ve marş marş işlerin başına.

Yaptığın bunca şeyden sonra aldığın ödül ise çocuklarınınve eşinin gözündeki sevgidir. Ah bu ev halkı sen olmasan ne yapardı? Savaş çıksa bu kadar olur dediğin evde her sabah bir koşuşturmaca yaşanır ve kumandan hep sensindir.

Kadınların bu kadar önemli olduğu bir dünyada şiddete en çok maruz kalan, kıskançlık yüzünden sokak ortasında dövülen, vurulan, tekmelenen, aşağılanan ve ana avrat küfür edilen de kadınlar değil mi? Analarımıza verdiğimiz kıymeti eşlerimize vermeyiz çoğu zaman, kız kardeşimize yapılmasını istemediğimiz her şeyi başkalarının kızlarına yapmaktan geri de durmayız.

Kız çocuklarımızı dizlerimizde severken, evlendikten sonra sahip çıkmayız.  Sırf bu dünyaya  kadın hormonları ile geldiği için travesti olmayı seçmiş kadınlarımıza yaptıklarımız ise affedilir cinsten değil, çalıştığı işi alırız elinden, oturduğu evi boşalttırırız,  sokakta özgürce gezmesine bile tahammül edemeyiz. Kendimizden olanı dışlamak hangi mantığa sığar bilmem ama evindeki kadına bile değer vermeyen insanlardan sokaktakilere değer vermesini beklemek delilik olur.

Sanki travestiler bu dünyadan değilmiş gibi bakarız onlara oysa herkes bilir aynı atadan geldiğini, tıpkı kadınlarımız gibi göz ardı ederiz onları da dünyaya nasıl  ve  nerede geldiğimizin ne önemi var ne olacağımıza karar vermek bizim elimizde iyi bir insan ya da kötü bir insan karar sizin.

Dünyanın Yarısı Açlıktan Ölüyor

Yaşadıkları topraklarda yeterli gıda bulamayan insanlar ölüme mahkum edilmişler. Küçücük çocukların aç, susuz ayakları çıplak bir şekilde yaşamak uğruna vatanlarını terketmeleri  karşısında söylenecek söz bulamıyorum. Açlık ve terör karşısında çaresiz kalan bu insanlar gözümüzün önünde yok oluyorlar. Bu arada insanlığın ilgileneceği o kadar çok şey varken travesti ve eşcinsellerle uğraşan insanlar okuyun.

Dünyanın bir kısmında insanlar sefalet içinde yaşarken, bolluk içinde umursamazca yaşayan insanların yaşanan dram karşısında sessiz kalmaları, insanlık öldü mü? Dedirtiyor.

Afrika kıtasında açlıktan ölen bebekler, bir parça ekmeğe muhtaçken biz sofralarımızda yiyemeyeceğimiz kadar yemekleri tabaklarımıza doldurmaya devam ediyoruz. Her gün ihtiyacımızdan fazla ekmek alıp çöpe atarken, kapımızdaki hayvanları bile düşünmeden yaşamaya çalışmak içimi acıtıyor. Hep bana, hep bana diyen insanların birkaç gün aç kalması belki de açlığı öğrenmesi için yeterli olur. Ne demişler tok, açın halinden anlamaz. Dünyayı yöneten bir grup elit insan tabakası açlıktan ölen bu insanları ne zaman görmeye başlayacak.

Bazen Lidya’lıların parayı bulduğu güne lanet etmek istiyorum. Paranın satın alma gücü her geçen gün artarken vicdanın parayla satın alınamayacağı gerçeğini unutuyoruz. Parayı araç olmaktan çıkarıp amaç haline getiren yeni  dünya  düzeninde paran kadar konuş diyenler ellerini vicdanlarına koyup düşünebilseler yaşanan dramlar karşısında ben tek başıma ne yapabilirim? Derler.

Oysa hayatı bu kadar acımasız yapan düzeni bizler kurmadık mı? Bu düzeni yıkacak olanlarda biz insanlarız. Komşumuzdan başlayarak hayatı anlamaya çalışmaya başlayabiliriz. Bizim inandığımız din komşusu açken tok yatan bizden değildir derken, dünyanın yarısı açlıkla boğuşurken buna seyirci kalamayız. Bu dünyada herkese yetecek kadar nimet bulunmaktadır.

Dünyanın her yerinde çığ gibi büyüyen sivil toplum kuruluşlarına üye olarak elimizden geldiğince çaresiz insanlara çare olmalıyız. Amerikalı bir aktris kadar olamayacak mıyız?  Somali’ye yardım kampanyası düzenlendiğinde vereceğimiz 5 TL bir çocuğun bir gün daha yaşamasına olanak sağlıyorsa her gün onlar için bütçemizden ayıracağımız 1 TL ile kaç çocuğun hayatı kurtulur düşünün. Kızılay, Kızılhaç gibi yardım kuruluşları bağışlanan bu paralarla aç insanlara yemek dağıtmayı sürdürüyor.

Bizim için önemsiz olan bu paralar insanlığın kurtuluşu için hayırlı olacaktır.  Kendi içimizde didişmeyi bırakıp, insanlık için çalışmak herkesin görevi olmalıdır.  İğneyi kendimize batırdıktan sonra çuvaldızı başkasına batırırsak etrafımızda gördüğümüz bizden farklı insanları sırf cinsiyet ayrımı yaparak dışlamayız. Yapılan araştırmalar Trans bireylerin daha vicdanlı, daha hassas olduklarını kanıtlamışken travesti diye içimizde barındıramadığımız bu insanları anlamaya çalışsak dünyayı kurtarmak için en büyük adımı atmış oluruz. Belki de insanlık tarihinde yapmış olduğumuz hataları düzeltmek için geç kalmış sayılmayız. Kardeşlik be barış içinde yaşanan bir dünyada buluşmak üzere hoşcakalın.

 

 

Sevimli Dostlarımız

Evcil hayvanlarımız hayvan sever dostlarımızın vazgeçilmezidir. Yavru bir hayvanı kucağına alıp seven bir insanın ondan kolayca vazgeçebilmesi neredeyse imkansızdır.

İnsanlara en yakın hayvanların köpekler olduğu bilinen bir gerçektir. Bir köpek sahibine koşulsuz hizmet eder. Köpeklerin ve kedilerin insanların ruh halini anlayabilme yetenekleri vardır. Köpeklerin sahip olduğu gelişmiş koku alma duyusu nedeniyle hasta hücrelerin kokusunu aldıkları ve hastalığı anlayabildikleri söylenmektedir.

Geçenlerde bir belgeselde izlediğim yaşlı kadın can dostu köpeğinin bir süredir mutsuz olduğunu ve sürekli kendisine acıklı gözlerle baktığını fark etmiş, önceleri buna bir anlam veremeyen kadın doktora gittiğinde rahim kanseri olduğunu öğrenmiş ve tedaviye başlamış. Kadında bulunan kanser hücresi tedaviyle küçüldükçe köpeğin neşesi yerine gelmeye, oyunlar oynamaya başlamış. Köpeğin sahibi kendi hastalığını köpeğinin bildiğini öne sürerken, birçok hasta üzerinde yapılan testler olumlu sonuçlar doğurmuş yani köpekler hassas burunları sayesinde kanserli hücrelerin kokusunu alabildiklerini kanıtlamışlardır.

Her koşulda dört ayağı üzerine düşer denen kedilerin yetenekleri ise saymakla bitmez dünyanın en masum hayvanı diye nitelendirebileceğimiz kediler ev halkı içerisinde bir kişiyi kendine sahip olarak kabul eder ve sadece onun emirlerini yerine getirirler.

Altı yıldır sahiplendiğim kedim eve her girdiğimde yanıma gelir ve beni rahatlatmaya çalışırdı. Ruhsal durumumum hemen farkına varan kedim, sinirli olduğum günlerde yanıma yaklaşmazken neşeli günlerimde şımarır, karnıma yatıp, mırıl mırıl mırıldanır.

Aslında evcil hayvan beslemek çok zahmetli bir iştir. Hayvanınız kendi ihtiyaçlarını bir insan gibi karşılayamadığı için ona bir bebek gibi özen göstermeniz gerekir. Mesela evcil hayvanınızı bırakıp tatile çıkamazsınız. Sürekli evde hayvana ilgi göstermek, ara sıra onu gezdirmek, tuvalet kabını temizlemek, mamasını ve suyunu yeterince kabına koymak gerekir. Evde hayvan beslemek sorumluluğu insanı bazı zevklerinden gibi alıkoyabilir.

Bazen kendi çocuklarımıza göstermediğimiz ilgiyi bizlerden bekleyen evcil hayvanların bakımı bizi aşabilir. Bu durumda yıllarca beslediği evcil hayvanını sokağa atan insanlar gördüm. Bir insanın bakımına alışmış bu hayvanları sokakta yaşama şansı yoktur.

Evimize bir evcil hayvan alacaksak uzun vadeli düşünmeli küçük hevesler uğruna bu canlıların hayatları ile oynamamalıyız. Hayvanların da duyguları olduğunu unutmamalıyız.

Bir arkadaşım işle ilgili bir sorun yaşadığında yıllarca besleyip büyüttüğü kedisini artık bakamayacağım diye sokağa bırakmak istediğinde ona karşı çıktım. Bakamayacaksın ona yeni bir yuva bulması gerektiğini anlattım. Beni dinlemeyen buna vakti olmadığını söyleyen arkadaşımın kedisini bir süre kendi evimde misafir ettim ve onu üst katımda oturan trans arkadaşlara hediye ettim.

Travesti arkadaşlar bu hediyeye çok sevindiler sahipsiz kediyi gözlerinden sakınan komşularımın duyarlılığı beni çok mutlu etti. Akşamları çalışmak zorunda kalan bu arkadaşlarımın sevimli kedilerini ara sıra bana bırakmaları ise beni çok mutlu ediyor. Yıllardır beslediğim kedim şirine arkadaş olan yeni kedimin ismini travesti dostlarım bahtsız koymuş neden bahtsız diye sorduğumda kendilerine benzettiklerini kedinin de tıpkı kendileri gibi yıllarca aile bildikleri kişiler tarafından kapıya konulmasının bahtsızlık olduğunu söylediler. Aslında söylemek istedikleri çok açıktı. Hayvan ya da insan hiç fark etmez her canlının sevgiye ihtiyacı vardır.