Öne çıkarılan yazı

ŞEHiRLERE GÖRE TRAVESTi ADRESLERi trv nedir?

Türk travesti adresleri şehirlere göre ayarlanmış tır tıkla gör.

travestiAnkara travestileri | İstanbul-Avrupa Yakası travestileri | İstanbul-Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri |  Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri |  Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri | Sivas travestileri | Fethiye travestileri | Urfa travestileri | Kahramanmaraş travestileri | Urfa travestileri | travesti |

Üstteki linklere tıklayarak arz ve talebe uygun ve amacına uygun olan siteleri kentlere göre tıklayarak mdellerimizi görebilirsiniz iclal.

Aşka düşmek

Fall in love diye bir kelime mutlaka duymuşsunuzdur. İngilizceye bu şekilde çevrilen deyim aşık olmayı çok iyi anlattığı için kullanmak istedim. Çünkü ben de aşık olan insanın bir şeylerin içine düştüğüne inananlardanım.

Düşen insan kontrolünü sağlayamaz herhangi bir yerden tutunamaz ve tutunamadan öylece düşer aşkın içine, aşka düşmek deyimi işte bu yüzden benim favori cümlemdir.

İstanbul’da eski kitapçıları gezdiğim travesti bir arkadaşla aynı anda gözümüz takılıyor Orhan Veli’nin şiir kitabına bir sayfa çeviriyoruz, başlıyoruz okumaya;

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Her zaman güzel mi bu kadar,

Bu eşya, bu pencere?

Değil,

Vallahi değil;

Bir iş var bu işin içinde.

İnsan aşka bir kere düştü mü yanar, kavrulur yanarken bu kadar mutlu eden bir başka şey gördünüz mü dünyada, yanacağını bile bile koşarken aşka gönlümüz, aklını yitirmiş Mecnun’a döner. Sevdiğine kavuşmak için çırpınan bedenler, zincire vurulsa fayda yok, aşk sardı mı ruhumuzu işte buradan çıkış yok.

Aşkı anlatmak, aşkımızı haykırmak da kolay değildir bazen;

Türkiye’de istanbul ne ise

İstanbul’da gece ne ise

Gecede yürümek ne ise

Yürürken düşünmek ne ise

Seni unutamamacasına düşünmek ne ise

Unutamamanın anlamı ne ise

Seni sevmek ne ise

Saklayayım mı yok söyleyeyim derken

Birden aşka düşmek ne ise.

Her neyse…

Demiş Özdemir Asaf sevdiği kadına açılmak aşkını anlatabilmek için, kelimelerin kifayetsiz kaldığı başka bir duygu yoktur dünya üzerinde sadece aşkı bilenlerin bildiği sırlar vardır. Aklımızın yitip gittiği, düşünemediğimiz bir durumdur. Sevgililer günü yaklaşırken ona ne alsam diye sokak sokak gezeriz de aşkımızı anlatacak en güzel hediyeyi bir türlü bulamayız.  Kadehindeki zehiri bile içmeye razı olduğumuz sevgilimiz, kendi canımızın da önündedir ve aşkın her halini severiz onunla.

Aşk cesaret isteyen bir esaretse ona esir olmak isteyen milyonlarca insan tanıdım. Aşkı bir kez tadanların asla vazgeçmediği, her mevsim içinde tekrar yaşattığı bu ölümsüz duyguyu ne şairler, ne alimler anlatmış ama bir türlü tam olarak açıklayamamışlar. Aşkın içinde yaşarken sonsuz olan bittiğinde boşluk olan bir aşka düşme var ki,  anlatamıyorum. Yaz aşkları, kış aşkları, sonbahar aşkları diye aşkı üçe ayıran travesti bir bireyin aşkın içinde her şey var fakat ayrılık kelimesi aşka yakışmaz diye attığı tweet çok hoşuma gitmiş ve favorilere eklemiştim. Birinin gözlerine baktığın an dünya duruyorsa, onun yanında iken zaman akmıyorsa, kalbin yerinden çıkacak gibi atıyorsa, senden önce o geliyorsa ve ben yerine biz girmişse diline sen çoktan aşka düşmüşsün arkadaşım,  geçmiş olsun diyemeyeceğim tek hastalık senin ki umarım hiç gezmez. Aşkla kalın.

 

Moda nedir?

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçları barınmak, beslenmek ve giyinmek diye sıralanabilir.

İnsanların hayvanlar gibi postları olmaması onları giyinmeye sevk etmiştir. Özellikle kadınların içgüdüsel olarak modaya ihtiyacı vardır. Dolabı tamamen dolu olmasına rağmen yeni çıkan bir ürünü görünce alma isteği sadece kadınlarda vardır. Modanın bir numaralı takipçisi olan kadınlar erkekleri de bu yola çekmeye başlamışlardır. Ayrıca modanın sadece giyinmek üzerine olduğu da düşünülmemelidir. Döşemelik kumaştan, perdeye, koltuktan araba modeline göre pek çok ürün değişen bir yapıya sahiptir ve modası geçmeyen tek şey modanın kendisidir.

Güzel görünmek uğruna insanların katlandıkları eziyetler tarihten günümüze kadar sürmektedir. Örneğin Çinlilerin küçük ayaklı olabilmek için ayaklarına giydikleri lotuslar çok acı çekmelerine rağmen ayaklarından çıkmamıştır, aynı şekilde tarihte Fransız kadınlarının ince belli görünmek uğruna giydikleri korseler de kadınlara eziyet çektiren fakat güzellik uğruna katlanılan unsurlardı.

Önceden bir travesti tanıdığımın bu Fransız korselerinden günlerce arayıp, bulması ve halen kullanması beni güzellik uğruna her şeyin yapılabileceği duygusuna daha çok inandırdı.

Moda olan şeylerin pek çoğu beğenilen takip edilen insanların yaptıkları hareketlerden doğmuştur. Mesela; Fransada 13. Louis döneminde ,bir av partisinde attan düşen matmazel Fontage’nin dağılan saçlarını bir çorap lastiği ile toplaması o yıl kadınlar arasında Fontage stili saç modasının doğmasına sebep olur.Erkek ceketlerinin sol yakasındaki iliğinde ilginç bir öyküsü vardır. İngiltere Prensine  Galle de güzel bir kadın çiçek armağan eder. Prens değer verme anlayışı ile olsa gerek çakısıyla ceketinin sol yakasına bir delik açar ve çiçeği oraya takar. Bu ingiliz centilmenliğinin sonucu ortaya çıkan moda, günümüze dek ulaşmıştır.Hür ve yalın giyimin kadın dünyasına ilk kez getiren ünlü modacı Chanel’in gaz ocağı patlaması sonucu uzun saçlarının yanması yeni bir saç modasının doğmasına sebep olur.Modacı,saçlarını erkek stiline keserek  gece operya gider ve tüm ilgileri üstüne çeker. Ertesi gün Paris’li kadınlar berberlerinden Chanel stili saç kesimi isterler.

Şimdilerde de durum çok farklı değildir. Ünlü futbolcuların ya da artistlerin giydikleri taktıkları her şey ertesi gün takipçileri tarafından taklit edilmeye başlanıyor. Güzel görünmenin ikinci plana atıldığı modaya ben şahsen inanmıyorum insan kendini neyin içinde iyi hissediyorsa o m oda olmalıdır.

Ayrıca çok sevdiğim bir eşyayı modası geçmiş diye bir kenara atmak aşırı israf gibi gelir bana, travestilerden biri annesinden kalan eşyaları ve giysileri halen kullanır ve ben sevdiğim sürece bunların modası hiç geçmeyecek der. Moda uğruna komik durumlara düşmeden modayı takip etmenin de bir sakıncası yoktur yeter ki aşırı harcamaya kaçmayalım. Modası geçmeyen günler dilerim.

Defter-i Hizan ve travestiler

Günümüzün modern toplumunda hala kendilerine saygın bir yer bulamayan travesti ve gayler Osmanlı Devletinde herkesten saygı gören esnaflardı.

Çok ünlü bir tarihçinin açıklamalarına göre Tanzimat Fermanına kadar, ayıplanmayan, devlet törenlerine rahatça katılan eşcinseller Osmanlı padişahlarının sefere uğurlandığı resmi geçitlerde diğer esnafla birlikte saf tutardı.

Dönemin ünlü şairlerinin şiirlerinde bahsi geçen delikanlılara methiye düzülür, güzelliklerinden bahsedilirdi. Osmanlı da eşcinselliğin tarihi Orhan Gazi dönemlerine kadar gider ve o dönemde adı oğlancılık olarak geçmektedir.

Osmanlıda askerlik yaşı gelen eşcinseller için civelek taburu denilen özel bir tabur oluşturulur ve yeniçeriler ile bu civelek taburu arasındaki cinsel münasebete karışılmazdı.

2. Murat zamanında yazılmış bir eser olan kabusnamede şu sözlere yer verilmiştir; “ve yaz olunca avretlere meylet ve kışın oğlanlara, ta ki bedenen sağlam olasın. Zira ki oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir yere gelirse teni azıtır ve avret teni soğuktur, kışın iki soğuk bir yere gelse teni kurutur vesselam.”

II. Ahmed döneminde yaşayan en ünlü şair  Nedim’in lise kitaplarında kesinlikle rastlayamayacağınız u güzel beyitiyle bir örnek daha verelim;  “İzn alub cum’a nemâzına deyû mâderden/Bir gün uğrılayalım çerh-i sitem-perverden/Dolaşub iskeleye doğrı nihân yollardan/Gidelim serv-i revânım yürü Sad’âbâde.”

Türkçeye çevirirsek; “Annenden cuma namazına gideceğiz diye izin alıp sitemlik felekten bir gün çalalım. Gizli yollardan iskeleye doğru dolaşıp, yürü selvi boylu sevgilim Sadabad’e gidelim.”

Yazılan tüm eserlerde de zamanın oğlan denilen travesti ve gaylerine rastlayabilirsiniz. Tanzimat Fermanının ilanına kadar ayıplanmadan horgörülmeden sürdürülen bu meslek modernleşme adı altında yasaklanmış ve çeşitli cezalarla karşı karşıya bırakılmışlardır. Kısacası batılı tarz bir hayatı seçen yeni Osmanlı aslında geyler ve travestilerin bu toplumdan dışlanmasının önünü açmış. Günümüzün modern toplumlarında rastlamadığımız bu şiirler ve gazeller söylendiği yıllarda çok rağbet görüp,, dilen dile aktarılmışlardır.

En büyük aşkların yaşandığı, hamam sefalarının anlata anlata bitirilemediği o yıllardan geriye günümüzde yasaklar ve kısıtlamalardan başka bir şey kalmamıştır. Şimdilerde Avrupa eşcinselliğe yeşil ışık yakmasına rağmen halen doğu toplumları tarafından yasaklamalar devam etmektedir. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için Osmanlı Tarihini anlatan edebi eserleri okuyabilirsiniz.

 

 

Hayvan sığınma evleri

Sokak hayvanlarının kaderi sokaklarda yaşayıp insanların ilgisizliği ve dikkatsizliği yüzünden ölmek değildir.

Hayvan barınakları hayvanları dış etkilerden korumak için hayvan sever bağışcılar ve devlet katkısı ile yürütülen sığınma evleridir.Özellikle tedavi edilmesi gereken hayvanlara ev sahipliği yapan barınaklar vatandaşların yeterli ilgiyi göstermemesi nedeniyle maddi zorluklar yaşıyor.

Maalesef dünya üzerinde her canlı insanlar kadar şanslı olamıyor, aç, susuz ve barınaksız yaşayan sokak hayvanları sizin bir parça vicdanınıza kalmış, yardım elinizi bekliyor. Hayvan satılan dükkanlar yerine barınaktan sahiplenilebileceği bir hayvan ile bir canı kurtarmanın mutluluğunu yaşayabilirsiniz. Bu arada Ankara travestileri’nden Esra Esil isimli travesti Barınaktan bir köpek almıştı buradan ona sevgilerimizi yolluyoruz.

Hayvan barınaklarında yaşayan hayvanlar genellikle şikayet üzerine yetkililer tarafından toplanıp barınağa getirilmiş ya da sahipleri tarafından terk edilmiş hayvanlardır. Daha çok köpeklere ev sahipliği yapan barınaklarda yaşayan hayvanlar sizden sadece sevgi bekliyor. Hassas bir bünyeye sahip olan sevimli dostlarımızı evlerimize alamasak da ara sıra bu barınaklarda onları ziyaret edip, sevgimizi paylaşmalıyız. Çok param olsun da hele bir bakarız diye düşünmeyin çünkü bir hayvanın masraflarını karşılamak sanıldığı kadar pahalı bir iş değil,  açıkta satılan mamalar çok ucuz fiyata alınabiliyor. Neden bu hafta sonu biraz mama alıp onları ziyaret etmiyorsunuz?

Eskiden oturduğum bir sokakta yaşlı bir teyze her sabah elinde 1 poşetle sokağa çıkar ve sokağın belli köşelerine elinde poşetten çıkardığı mama ve suyu kaplara boşaltırdı. Beni çok etkileyen yaşlı teyzenin peşine takıldım bir gün ve hayvanların daha karşıdan gördükleri teyzenin yanına koşarak geldiklerini ayaklarına sürtünerek teşekkür ettiklerini gördüm. Ben de bu kadar sevilmek isterdim diye düşündüm oysa sevgi karşılıklıdır sevgi vermeden sevgi alamazsınız. Ben de bir hayvan dostu olabilirdim ve o gün bir karar aldım.

her sabah işime giderken elime bir poşet mama almaya ve yol boyunca sokak hayvanlarının dolaştığı noktalara koymaya başladım. Bir süre sonra beni kokumdan tanıyan hayvanların gözünde bana karşı besledikleri sevgiyi görünce kendimi tutamayıp ağladım. Sokak köpekleri barınaklarda bakılma şansı yakalıyor fakat sokak kedileri maalesef barınaklara alınmıyor. Onlar içinde sadece yemek artıklarınızı bir poşette biriktirmeniz yeterli, çöpün içine değil de yere bırakacağınız yemek artıkları sayesinde mahallenin bütün kedileri bayram edecektir. Ayrıca bu sayede israfın da önüne geçileceğini düşünüyorum.

Evinde 7 kedi besleyen bir travesti kedileri çok sevdiğini evine sığsa daha çok beslemek istediğini söylemişti. Tabi herkes evinde kedi besleyecek kadar şanslı olmayabilir. Apartman dairelerinde hayvan beslemek oldukça zor bir iş. Ama sokakta onlara basit barınaklar yaparak kışın soğuktan korunmalarını sağlayabiliriz. İnternette basit aletlerle yapılan bir sürü kedi, köpek evi gördüm. Oldukça ucuza mal olan bu barınaklar bir can kurtarmak için yetiyor. Hadi sizde bir barınak yapın ve onların gözündeki sevgiyi görme şansını kaçırmayın.

Erkek olarak dünyaya geldiğini açıkladı

Dünyaca ünlü bir yüzücünün sevgilisi facebook hesabından yaptığı bir açıklama ile magazin gündemine bomba gibi düştü.

Bir olimpiyat oyununda en fazla madalya alan kişi unvanını elinde bulunduran ünlü yüzücü sevgilisinin yaptığı bu açıklama ile  en çok konuşulan ünlü oldu.

ABD’li yüzücü Michael Phelps’in sevgilisi Lianne Chandler, cinsiyeti hakkında açıklama yapınca tüm gözler bu ikilinin üstüne çevrildi.

Kişisel Facebook sayfasında konuyla ilgili bir açıklama yapan Chandler, erkek bedeninde doğduğunu ve 20’li yaşlarında geçirdiği bir operasyon ile cinsiyet değiştirdiğini açkladı.

Genç yaşlardan itibaren testosteron engelleyici ilaçlar alan ve sonra cinsiyet değiştirmek için bir operasyon geçiren Chandler, itirafından sonra Phelps’in kendisinden ayrılmasından korktuğunu açıkladı.

Çift cinsiyetli olarak doğduğunun altını çizen 41 yaşındaki Chandler, kağıt üzerinde erkek olarak doğduğunu ama hiçbir zaman bir erkek olarak yaşamadığını belirtti. Güzel bir kadın olan Chandler yaptığı cesur açıklama ile herkesi şaşkınlığa uğratırken kadın hormonları ile doğan bir erkeğin travestiye dönüş hikayesini hiç gocunmadan anlattı.

Magazin basınında alkollü araç kullandığı için aldığı cezayla gündeme gelen yüzücü şimdi bu olay hakkında ne konuşacak bilinmiyor, yüzücünün hayranları merakla Phelps’den gelecek açıklamayı bekliyorlar. Kolu vücut boyundan 7 cm daha uzun olduğu için rakipleri karşısında avantaj sağlayan yüzücü spora 5 yaşında başlamış, hiper aktif bir çocuk olan ve bu yüzden ailesi tarafından spora yönlendirilen ünlü yüzücünün annesi bir öğretmen babası ise bir polis tipik bir memur çocuğu olan ünlü yüzücünün sevgilisini cesur açıklaması için kutlamak isterim. Gerçek cinsiyetin hissedilen cinsiyet olduğunu bu sayfalarda defalarca yazmama rağmen bu konu gündeme gelince tekrar hatırlatmak isterim. Trans bireylerin zevk için travesti olmayı seçtiğini düşünenler, onların yaşadıklarını anlamak istemeyenler bu kadının yaptığı davranışın ne kadar önemli olduğunu anlayamazlar. Bu açıklama ile bir yerde çift cinsiyetli insanlara örnek teşkil eden Chandler, toplumda tam 21 yıl kadın bedeniyle yaşamış ve bunu kendisi açıklayana kadar hiç kimse fark etmemiş.  Ben kendi adıma, çifte mutluluklar diliyorum. Önemli olanın sevgi olduğunu unutmayın ve sevgiyle kalın.

 

 

Bu defile çok konuşulur

Dünyada en çok izlenen ve adından en çok söz ettiren defile olan Victoria Secret’a rakip geliyor. Türkiya’de bir ilk olarak düzenlenecek trans defilesi için geri sayım başladı. Mankenler harıl harıl prova yapıyorlar ve şimdilik her şey yolunda görünüyor.

Defilede elde edilen gelirin tamamı trans Huzur Evi yapımı için kullanılacak. 41 yaşındaki tesettürlü trans kadın Öykü Ay, defilede mankenlerin kendi tasarladıkları kyafetleri taşıyacaklarını söyledi. Ay, “Bu kıyafetler defile sonrası açık arttırma ile satışa sunulacak ve elde edilen gelirin tamamı trans misafirhanesine bağışlanacak” dedi.   Türkiye’de güzel şeyler de oluyor dedirten bu defilenin insanların göz ardı ettiği trans bireylere kucak açması v onların da birey olarak hakları olduğunu ispatlamak için yapılıyor.

Barbaros Şansal, Sevda Demirel, Tarık Mengüç, Leyla Somer ve Eylül Metin gibi ünlü isimler de defileye destek veren isimler arasında yer alıyor. LGBTİ dernekleri defileyi destekliyor .

Ankara Pembe Hayat LGBTİ, İstanbul LGBTİ, İstanbul Hevi LGBTİ, Antalya Pembe Caretta LGBTİ, Mersin 7 Renk LGBTİ, İzmir Siyah Pembe Üçgen LGBTİ ve Radio Gabile defileyi destekleyen kurumlar arasında yer aldı. Defileye katılacak mankenlerin bazılarının isimleri şöyle sıralandı;

1.manken avcılar travestilerinden Demet

2.manken anadolu yakası travestilerinden Yankı Bayramoğlu

3.manken izmir travestilerinden kraliçe Başak

4.manken fındıkzade travestilerinden(trans) Pınar Birkan bu isimlerden hariç yaklaşık 20 kişilk bir ekip seyirci ile buluşmaya hazır.

Defile 20 Kasım 2014′te Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek.

Defilenin sadece travesti bireylerden ibaret olmayacağını da  belirten Öykü AY defileye Gay, Bisexsüel ve Heterosexsüel bireylerinde katılacağını belirtti. Saat 23:00 gibi bitecek olan defilenin ardından muhteşem bir parti düzenlenecek. XL Clup de düzenlenecek partiye herkes davetli.Trans Fashion Show olarak adlandırılan defile Bu yıl ilki düzenlenen bir sosyal sorumluluk projesidir, ve huzur evine çevrilmesi amacı ile kullanılacaktır.

Bu defileye katkı sağlayan herkesi kutluyor ve trans bireylerin de sosyal devlet olgusundan paylarını alması gerektiğini vurgulayarak, yazıma son veriyorum.

 

Dizi sektöründe Hezeyan

Kanal sayısının artması ve artan talep üzerine dizi sektöründe yaşanan patlama son zamanlarda gerileme dönemine girdi.Bir zamanların vazgeçilmezi olan dizi sektörü kan kaybetmeye devam ediyor.

Türkiye ve Ordadoğu’da da çok sevilen Kıvanç Tatlıtug Kurt  Seyit ve Şura dizisi ile hüsrana uğradı. Gülse Birsel’n yazıp oynadığı Yalan Dünya ise yeni bölüm çekmeme kararı aldı. Pazartesi günleri televizyonlara kanal kanal gezen seyirci ise 3 güzel dizinin aynı güne gelmesi yüzünden hangizsini seyredeceğine karar veremiyor. Kenan İmirzalıoğlu’nun  Kara dayı dizisi, Ulan İstanbul ve yayın hayatına bu dönem başlayan Reaksiyon aynı saate denk gelince reytingler ister istemez üçe bölünüyor. Yaz dizilerinin final yapmadan kış sezonuna devam etmesi sonucu ise hangi diziyi izleyeceğimizi şaşırdık. Pek çok dizi yayın hayatına başlar başlamaz reyting kurbanı olurken, artık oyuncuların ekmek kapısı da kapanmaya başladı.

Akşam biraz dinlenmek adına televizyon karşısına geçen aileler dizi kavgası yapmaya başlayınca çareyi herkes ayrı odalarda televizyon izlemekte buldu. Ailelerin de bölünmesine neden olan bu sistem düzeltilmediği sürece ne diziler doğru dürüst reyting alır , ne de bu aile kavgaları son bulur benden söylemesi, bir de Özcan Deniz’in aynı konuyu ısıtıp ısıtıp önümüze getirdiği diziler var Su ve Ateş’in konusunun bir benzerini Kaderimin yazıldığı gün dizisine taşıyan ünlü aktör artık kabak tadı verdi. Özcan Deniz’in Asmalı Konak dizisi ile tavan yaptığı günlere dönmesi zor görünüyor. Fox  televizyonunda birkaç bölüm gördüğümüz yüzü dizide ölmesi, ardından dirilmesi ile çekilmez bir hal alınca  dizide tekrar öldürüldü.

Dizi sektörünün tıkandığı farklı konular bulunamadığı sürece vatandaş dizi yerine Show T.V. de yayınlanan Güldür güldür skeçleri ile idare edecek gibi görünüyor. Güldür güldür BKM’nin usta tiyatrocuları ile son derece seviyeli yapımlara imza atıyor. Ali Sunal’ın idaresinde Doğa Rutkay’ın harika tiplemeleri ile gülmekten karnımızı ağrıtan skeçler reytinglerde bu hafta rekor kırarak tüm dizileri geçmiş sonuca şaşırmadım dediğim gibi aynı güne konulup heba edile diziler istenilen izlenme oranının yanından bile geçemiyor. Muhteşem Süleyman dizisi gönüllerde taht kuran Meryem Uzerli diziden ayrılırken, öyle bir laf etmişti ki bu piyasada daha önce hiç duyulmamış olan bu söz şimdilerde moda oldu. Dizisi tutmayan oyuncu yüzünü dinlendirmek için Meryem Uzerli taktiği uygulamaya başladı.

Kadınların gözdesi olan isimlerim dizilerinin yakında final yapmak zorunda kalması Kıvanç ve Kenan hayranlarını üzecek gibi görünüyor. Sarışın erkelere hasta olan travesti bir arkadaşım Kıvanç’ın her filmini kaçırmadan izlediği için, son zamanlarda çıkan Kıvanç yüzünü dinlendirecek haberlerine çok üzülüp beni arayınca ona merak etme Aşkı Memnu’yu internetten indirip sana yolların deyince çok sevindi. Kenan hayranları şimdilik rahat etsin Kara dayı sezon sonuna kadar ekranlarda olacak. Diziye bu sezon dahil olan güzel oyuncu Funda Eryiğit Feride’nin şalterlerini attıracağa benziyor.

Benin bu sezon favorim Reaksiyon dizisi ve Ulubatlı Hasan rolüyle gönüllere taht kuran İbrahim Çelikkol, Çelikkol Sinem Kobal’la mutlu bir birliktelik yaşamaya başlamış ve beraber magazin habercilerine yakalanmış  diye duydum. Ünlü futbolcuyu evlilik koltuğuna oturtamayan Sinem Kobal’ın  Ekim ayında Çelikkol ile evleneceği  haberlerini duyduk. Hayırlısı olsun.ben yani travesti ici diyorki İyi seyirler.

Yönetmen Travesti olursa…

Şarkıları ile dinleyicilerini büyüleyen Halil Sezai’nin oyuncu yönünü görmek isteyenler için İncir reçeli 1 filmi bir harikaydı. Seyrederken gözyaşlarına boğularak isyan ettiğimiz filmin 2. Vizyona girdi. Yine aynı duygusallıkta aşkın anlatıldığı 2. Filmde şaşırtan bir gerçek ortaya çıktı. İncie reçeli filminin konusunu izleyemeyenler için kısaca anlatalım;

Metin 30’lu yaşlarında hayatını TV’lere skeç yazarak kazanan bir adamdır. Yazdığı senaryoları reddedilen bir gün gittiği barda, hayatını tümüyle değiştiren Duygu’yla tanışır. Duygu ve Metin bir masala başlarlar ama sonu başından belli bir masaldır bu… Duygu ölümcül bir hastalığın pençesindedir ve aşık olduğunu anladığında Metin’den kaçar, Metin aşkının öylece çekip gittiği düşününce kahrolur ve onu aramaya başlar. İşte isyan şarkısı tam da Metin’in Duygu’nun neden kaçtığını anladığı anda patlar ve seyirci isyan şarkısı ile aşka isyan eder. Biraz Issız adam filmine benzeyen sahneler, romantizm ve aşkla süslenen film seyirci tarafından tam not alır.

İncir Reçeli 2” filmini hem kaleme alan hem de yönetmen sandalyesinde oturan Aytaç  Ağırlar’ın karakol sahnesinde kamera önüne geçtiği ve travesti rolünde oynadığı ortaya çıktı. Ağırlar, “Film içinde bir sürpriz olsun dedim. Öyle bir makyaj yapıldı ki, yakın arkadaşlarım bile beni tanımadı” diye belirtti. İncir reçeli 2’nin konusu şöyle gelişmektedir;

Metin, Duyguyu kaybettikten sonra girdiği bunalımdan hala çıkamamıştır. Hayalindeki senaryonun filmi çekilmiştir ama mutsuzdur. Bir barda sahne almaya başlamış ve neredeyse her akşam zil zurna sarhoş olmaktadır. Bu uzun yas döneminde sahne aldığı bara, barmaid olarak başlayan Gizem ile tanışır. Gizem aslında bir dövmecidir. Ama ev alabilmek için geceleri ek iş de yapmaktadır. Bir akşam bar çıkışında Metin istemeden de olsa bir kavgaya karışır. Kavgayı gören Gizem, onu dövenlerin kafasında şişe kırarak Metin’i kurtarır. Çift ilk kez orada birbirlerine bir şeyler hissederler. Yine umutsuz bir aşk dedirtecek film vizyona girdi ve seyirci ile buluştu.   İncir reçeli romantizmin doruklarına çıkmak, Halil Sezai’nin harika şarkılarını dinlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir yerli film sinemaya gitmek için vakit bulamayan izleyiciler için İncir reçeli 1 filminin DVD’leri  film marketlerde satılmaktadır. 2. Filmde travesti olan yönetmeni izlemek isteyenler  ise mutlaka filme gitmeli.

 

Özür dilemek bir erdemdir

Şey.. Nasıl söylesem? Kelime bulamıyorum.. Çok zor biliyorum… Söylemeliyim artık… Şey… Dinle bak. Ben çok üzgünüm olanlara. Yani özür dilerim.

Ağızdan çıkan hatalı bir cümlenin sonunda karşımızdakine zarar vermişsek,özür dilemeyi de bilmeliyiz. Oysa pek çok insan özür dilemenin kendinden bir şeyler koparacağını düşünerek bundan kaçarlar.

Özür dilemek kişinin kendi hatasıyla yüzleşebilmesidir. Özür “ben bu yanlışı niye yaptım”ın açıklamaya çalışılmasıdır. Bazı durumlarda özür dilemek sanıldığı kadar kolay olmaz. Öyle güçtür ki o iki kelimenin ağızdan çıkması, bunu söylememek için bilinçli ya da bilinçdışı türlü düzenekler geliştiririz. Özür dilemek için, özür dilemeye hazırlık sürecini tamamlamak gerekir. Yaşanan olayın çok yönlü düşünülmesi, olayı yeniden yaşantılayarak, bilişlerimizin yeniden yapılandırılması gerekir. Empati süreçlerini harekete geçirerek, sosyal değerlerle uyumlu hale getirebiliriz.

Yüzleşme süreci başlarken, içimizi huzursuzluk hissi kaplar, “ben yanlış yaptım”,”hata yaptım” düşüncesini kabul etmek zordur. Yaşanan olayı yeniden değerlendirdiğimizde , öfkemiz yatıştığında, artık eskisi gibi düşünmediğimizi, haklı olmadığımızı, yanlış davrandığımızı kabulleniriz. Zamanla bu yüzleşme süreci tamamlanır ve özür dileme gerçekleşir. Bazen ise yüzleşme süreci tam olarak tamamlanamaz. Yaşanan çevre ya da bilişler bu sürecin gerçekleşmesine izin vermez. Bazı çevrelerde özür dilemek bir zayıflık belirtisi olarak kabul edilebilir. Kişinin bulunduğu konum da özür dileme sürecini ve şeklini belirler. Kişiler statü olarak birbirine eşdeğer konumdaysa, özür dilemek daha kolay olabilir. Ancak bir patron, bir lider, bir başkan astından özür dilemek durumunda kaldığında otoritesinin ya da saygınlığının azalacağını düşündüğünden bu süreci geciktirir ya da gerçekleştirmez.

Özür dilemenin önündeki duygu kibirdir. İnsanlar kibirlerine yenik düşünce özür dilemek imkansız hale gelir. Özür dilemek bazen, bir çift tatlı söz, içten bir göz göze geliş, tatlı bir gülümseyiş, yalvaran gözlerle bakış, pişmanlığı vurgulayan bir ses tonu, bazen sıcak bir dokunuş, bazen sımsıkı bir sarılış, bazen diz çöküş, bazen bir öpücük her ne şekilde olursa olsun…Yeter ki karşı taraf, yapılan hatanın kabullenildiğine inansın.Özür dilemek, iki kişi arasında oluşmuş buzdan kaleleri eritir, gönüller arasında köprüler kurulmasına yardımcı olur.

Şu bir gerçek ki başkalarının sizden özür dilemesini bekliyorsanız ya da çocuğunuzun özür dilemeyi öğrenmesini istiyorsanız siz de özür dileyebilmelisiniz. Ama ne amaçla ve ne şekilde özür dilediğinizin de önemli olduğunu unutmamalısınız. Pişmanlığınızı ya da üzüntünüzü dile getirmek için mi özür diliyorsunuz yoksa özür sizin için arkasından gelecek “ama…”lı cümleyle kendinizi savunma ve temize çıkarma konuşmasının başlangıcını mı oluşturuyor sadece?

Ağzınızdan çıkan “özür” kelimesinin sıradan bir ifade içermemesi, karşı tarafa doğru geçmesi gerekir.

Örneğin karşımızdaki insanları tanımadan arkalarından atıp tuttuğumuz, küçük gördüğümüz haklarını yediğimiz birçok insanla karşı karşıya gelmeden de helalleşip, özrümüzü dileyebiliriz. Bu dünyada haklarını yediğimiz kötü yakıştırmalarla andığımız toplumdan dışlamaya çalıştığımız trans bireylerden, travestilerden, homoseksüellerden özür dilemek ve bu dünyadan göçmeden kul hakkından kurtulmak için özrünüzü geç olmadan dileyin. Ağırlıklarından kurtulan insanın vicdanının ne kadar rahatladığını göreceksiniz. Yazdığım yazılar nedeniyle alınan, kırılan her kim varsa ben özrümü diliyorum. Hatasız kul olmaz sözünü kabul etmek kolay. Zor olan, insanın kendi hatasını kabul etmesi. Yanlış yaptığını itiraf edebilmek için belirli bir olgunluk düzeyine erişmek gerekiyor.

 

 

Moda Haftası ve Translar

Tarihteki ilk moda haftasının, 1943 yılında New York’ta yapıldığını biliyor muydunuz? Fransa’nın moda üzerindeki hakimiyetine son vermek ve bu etkiyi azaltmak için yapılan New York Moda Haftası, 2. Dünya Savaşı dönemine rastlıyor. Londra Moda Haftası ise 25’inci yılını kutluyor. Bir moda endüstrisi etkinliği olarak dünya gündeminde kendine sağlam bir yer edinen moda haftaları, adından anlaşıldığı üzere yaklaşık bir hafta sürüyor. Moda evleri, tasarımcılar ve markaların ev sahipliğinde gerçekleşen defilelerin asıl amacı, satın almayı gerçekleştirecek olan firma veya kişilere bir sonraki sezonun koleksiyonlarını ve trendleri sergilemek. Ama en önemlisi moda endüstrisinin ‘in’ ve ‘out’larını belirliyor olması. Dünyanın en önemli moda haftaları, sırasıyla New York, Londra, Milano ve Paris’te gerçekleşiyor. Ocak ve mart ayları arasında sonbahar – kış koleksiyonlarının sergilendiği moda haftaları, eylül ve kasım ayları arasında ise ilkbahar – yaz koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor. Moda dünyasının bu dört önemli başkenti, tüm dünyanın dikkatle ve büyük merakla takip ettiği moda haftaları boyunca moda severlerin radarında oluyor. Defilelerde firmalar koleksiyonlarına ekleyecekleri parçaları dikkatle seçerken, moda tutkunları ise son trendlerin heyecanı içinde defilelere akın ediyor ya da soluğu internetin başında alıyor.

Peki dünyada trans mankenler olduğunu ve bu mankenlerin diğer mankenlere göre daha başarılı bir grafik gösterdiğini biliyor musunuz?

Uzun boylu oluşları ve ince fizikleriyle travesti kadınların mankenlikte yükselişi sürerken Bazı mankenler aslında trans bireyler olduklarını açıklıyor.

Dünyada en önemli markaların dahi kullandığı trans mankenlerin Türkiye’de ilk defilesi ise 21 Kasım 2014 tarihinde Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek,  defilede 45 trans kadın manken görev alacak ve Trans Kraliçesi Yankı Bayramoğlu baş manken olarak podyuma çıkacak.

Trans kadınların kendi tasarladıkları kıyafetlerle podyuma çıkacağı defilenin geliri trans misafirhanesine gidecek. Defileye Ankara Pembe Hayat LGBTİ, İstanbul LGBTİ, İstanbul Hevi LGBTİ, Antalya Pembe Caretta LGBTİ, Mersin 7 Renk LGBTİ, İzmir Siyah Pembe Üçgen LGBTİ ve Radio Gabile defileyi destekleyen kurumlar arasında yer aldı. Şişli Belediye Başkanının da desteklediği bu defile Türkiye’de bir ilk olacak.

Dünyada her yıl düzenlenen trans ve Gay defilesi kadar ilgi görmesi beklenen defileye tüm vatandaşlar davet edildi.