Öne çıkarılan yazı

ŞEHiRLERE GÖRE TRAVESTi ADRESLERi trv nedir?

Türk travesti adresleri şehirlere göre ayarlanmış tır tıkla gör.

travestiAnkara travestileri | İstanbul-Avrupa Yakası travestileri | İstanbul-Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri |  Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri |  Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri | Sivas travestileri | Fethiye travestileri | Urfa travestileri | Kahramanmaraş travestileri | Urfa travestileri | travesti |

Üstteki linklere tıklayarak arz ve talebe uygun ve amacına uygun olan siteleri kentlere göre tıklayarak mdellerimizi görebilirsiniz iclal.

Sevgilisi olanlar okusun

Ne zaman sevgililer günü hakkında konuşmaya başlasam sevgilisi olmayanlar bugünü reddetmeye kalkarlar o yüzden başlıkta özellikle sadece sevgilisi olanlar okusun diye belirtmek zorunda kaldım. Aslında sevgiliye hediye almanın günü olmaz ama işte bazılarımız o kadar romantik olmayınca böyle özel günler de olmasa hediye yüzü görmez oluyoruz.

Sevgililer günü aslında çok uzun bir süre hiristiyanlık uydurması diye ülkemizde kutlanmadı. Ancak alışveriş yapmanın ülke ekonomisine katkı sağladığı anlaşılınca herkes bu özel günde hediyeler alsın ekonomi kazansın diye sonradan girdi bizim ülkemize, iyi ki de girdi. Yoksa bu erkeklerin aklına geleceğimiz yoktu. Ben ve ev arkadaşım travesti Ayda bu hafta sonu sevgililerimize hediye almak için alışverişe çıkacağız. Aslında kafamızda alacağımız hediyeye dair net bir fikir yok. Sanırım çok gezmek zorunda kalacağız.

Sevgililer günü bir efsaneye göre uzun süre hapis yatmak zorunda kalan bir din adamının kralın emirlerine uymaması sonucu dövülerek öldürülmesi sonucu kutlanmaya başlamıştır. Bu din adamı yasak olmasına rağmen birbirini seven çiftleri gizlice evlendirmiş ve bunun neticesinde ölüm cezası ile cezalandırılmıştır. Aziz Valentine adındaki bu papazın ölümü halkı çok üzmüş olmalı ki, adına böyle özel bir gün ilan etmişler. Tabi bu bir efsane doğru olup olmadığı hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor. Ancak o dönemlerde yaşayan  üç tane Aziz Valentine olduğundan bahsediliyor.

Sevgililer gününün en klasik hediyesi çiçek ve sevgi sözleri ya da şiirlerle dolu kartlar, şimdi bu kartları istediğiniz mağazada bulabildiğiniz için hiç kimse yazmak için uğraşmıyor. Oysa ben sevgilimin bana özel bir şiir ya da güzel söz yazmasını ve bu güzel hediyenin benden başka hiç kimsede olmadığını bilmek isterdim. Zaten insan sevgilisi için şair olamıyorsa gerçek bir aşktan söz etmek mümkün mü?

Klasik hediyelerden hoşlanmayan travesti Ayda’da hediyesini elleriyle hazırlamaya karar verdi. Bu sene sevgilisine örgü bir boyunluk yapacağını söyleyerek çoktan tuhafiyenin yolunu tuttu. Aslında bu fikir benim de hoşuma gitti ama ben el becerileri konusunda onun kadar yetenekli değilim. Ne yapalım biz de hazır bir şeyler alırız. Zaten ben bu konuda edebiyatıma güveniyorum ve ona harika bir kart hazırlayacağım eminim okuyunca bana yeniden aşık olacak. Peki siz sevgiliniz için ne hazırlıyorsunuz? Sevgililer gününüz şimdiden kutlu olsun canlarım.

 

Aşk nasıl anlaşılır?

Aşkın bir dili yok sanıyorsanız bu yazıyı mutlaka okumalısınız çünkü aşkın sözlerle anlatılamayan ama gözler ve mimiklerle anlaşılan harika bir dili var. Eğer bir kadın ya da erkek aşık olmuşsa bir bakışta anlamanızı sağlayacak bilgileri de bu yazıda okuyunca çok şaşıracaksınız. Aşk insanlık tarihinin bilinen en eski duygusudur ve benim de yazmaktan en çok hoşlandığım adeta zevk aldığım bir konudur.

İlk ergenlik dönemimde yaşadığım ilk aşkım gelir bazen aklıma o aklımı başımdan alan gencin karşısında söyleyeceğim her şeyi unutuşum, garip sakarlıklar yaparak etrafımdakileri kendime güldürdüğüm yıllar. Gözlerinin içine hiç bakamamıştım, ama yine de su yeşili olduğunu çok iyi biliyordum. Ara sıra ev arkadaşım travesti Sanat’la geçmişe dönüp ilk aşklarımızı anlatırız biririmize, dalgalı, omzuna dökülen gür saçları, ağzının kenarında gülünce ortaya çıkan gamzesi gibi her detayı adeta ezberlemiştim. Aslında benim ki sadece tek kişilik bir aşktı çünkü onun gözü ben de değil, en yakın arkadaşım da idi. Bugün bile hatırladığımda içimin titrediği ilk aşkımı sahiplenememiştim. Ama bana aşkı tattırdığı için ona her zaman minnettar olacaktım.

Gelelim aşık hallerine; aşk insanı damgalar mı bilmem ama kendini hemen ele verdirdiği kesin. Aşık olunca aynada geçirdiğiniz saatler artar, kendinize uygun kıyafeti seçmekte zorlanır bir türlü evden çıkamazsınız ya köşe başından karşıma çıkarsa diyerek her zaman bakımlı olmaya çalışırsınız. O eşofmanla bakkala koşan kişi gitmiş neredeyse 24 saat şık gezen birine dönmüşsünüzdür.

Onu gördüğünüzde kalbiniz o kadar hızlı atmaya başlar ki etrafta herkesin sizin kalp atışlarınızı duyduğunu düşünürsünüz. Elini nereye koyacağını bilemeyen majiskül bir yaratık gibi kalıverirsiniz yol ortasında, konuşmak zaten mümkün olmaz, çünkü ağzınızdan doğru kelimeler dökülmek yerine bir sürü saçmalık çıkıverir. Oysa normal de siz iyi bir konuşmacı ve ölçülü bir insansınızdır ama olmaz işte onun karşısında, siz gider sadece aşık kalır.

Sevdiğiniz kişinin ağzından dökülen her sözcük sanki dünyanın en güzel kelimeleriymiş gibi dinlersiniz. İçinizden sürekli gülümseme isteği gelir, Adınızı söyleme cesareti bile uçmuştur onun karşısında sanki daha konuşmayı öğrenmemiş, emeklemeden yürümüş kocaman bir bebeksinizdir. Arkadaşım travesti Sanat bana ilk aşkını anlattığında benden daha şanslı olduğu kanaatine varmıştım en azından onun aşkı karşılıksız değilmiş. Çok sevmişler birbirlerini  okul bittikten sonra sevdiği kişi yurt dışına çıkmış ve ayrılmak zorunda kalmışlar. Bazen ağlayarak anlatır yaşadıklarını ve bir gün mutlaka yeniden karşılaşacaklarına inanır. Neden olmasın yerli filmlerde hep görmüyor muyuz? eski aşıkların yeniden buluşma hikayelerini kimbilir belki bir film senaryosu da onların hikayesinden yazılır ve yazan da ben olurum.  Zaten her zaman içimde bir aşk romanı yazma hikayesi vardır. Hikayeyi senaryo tarzında yazar veririz bir yönetmene ve kendi filmimizi izlemeye gideriz kuytu bir sinemaya hep izler hem ağlarız. Aşık dediğin her durumda belli eder kendini eminim siz de anlamışsınızdır.

 

Bodrum’da hafta sonu

Yediğin içtiğin senin olsun bize gezip gördüğün yerleri anlat diye bir terim vardır güzel Türkçemizde bende sizlere geçen yaz bir grup travesti arkadaşımla yaptığımız hafta sonu Bodrum gezisinden notlar sunmak istiyorum. Her köşesi bir diğerinden daha güzel olan Bodrum’a, daha önce de birkaç kez seyahat etmişliğim vardı. İlk seyahatimi, istanbul travestilerinden  Sanat, Ankara travestilerinden Aysıma ile yapmıştık.  O zamanlar Bodrum kalesini gezme imkanı bulamamıştım, deniz ve sahil ağır basıp, tatil boyunca Bodrum travestilerinden arkadaşları dahi ziyaret etmemiştim.

Bu seferki tatili bir turist edasıyla bol bol gezerek yapmak istedim. Yanımda yine çok sevdiğim arkadaşlarım Sanat, Aysıma ve izmir travestilerinden Ayda ve Bursa travestilerinden Güneş var.  Cuma sabahı arabayla çıktığımız yolculuk şen şakrak bir şekilde Bodrum kalesi önünde sona erdi. Kaleye girmek için müze kartınız yoksa para ödeyerek de girebiliyorsunuz. Ankara travestilerinden Aysıma’nın banka kartı  müze kart olarak geçiyormuş hepimiz için kart basan Aysıma sayesinde kaleye sorunsuz girdik. 1400’lü yılların başında inşa edilen kale Bodrum tatiliniz sırasında mutlaka gezmeniz gereken yerlerden. Özellikle yabancı turistlerin uğrak yeri olan kale içerisinde Tarkan filmlerinin ünlü ahtapot sahnesinin çekildiği yer bir hayli ilgimizi çekti. Mozaikler oldukça eski olmalarına rağmen çok iyi korunmuşlar. Bodrum Kalesinin içinde pek çok kule bulunmakta bu kuleler şimdilerde Sualtı Arkeoloji müzesi olarak kullanılıyor. Bodrum Kalesi içinde en beğendiğim kule İngiliz Kulesi oldu.. Bodrum’a her geldiğimde bu kuleyi ziyaret etmeyi planlıyorum. İngiliz Kulesi, eski çağları aratmayan dekoru, hafif karanlık ortamı ile kapısından girdiğiniz anda sizi tarihte bir seyahate götürüyor.

Sonraki durağımız Bodrum Merkez ve Akyarlar  ve Bodrum limanı oldu. Liman önünde, Ankara travestilerinden Aysıma güzel bir fotoğrafımızı çekti. Fotoğrafı  özellikle Denizi olmayan memleketlerde yaşayan, Konya travestileri, Denizli travestileri için bloğumuza koyacağız.

Bodrum sokakları oldukça dar ve evlerin neredeyse tamamı bahçe içinde, öyle yüksek binalara rastlamanız ise mümkün değil, her evin renginin beyaza boyanması burada bir kuralmış tıpkı Yunan adalarında gördüğüm, beyaz boyalı mavi çerçeveli evlere benziyorlar. Sonraki durak Mindos Kapısı oldu.  Adını, günümüzde Gümüşlük olarak bildiğimiz Myndos’tan alan Mindos Kapısı, Büyük İskender’in şehri kuşatmak için kullandığı ilk yermiş. Antik tiyatro gezisi adeta büyüleyici idi. Hatta İstanbul travestilerinde Sanat tiyatroda güzel sesiyle bizlere mini bir konser vermeyi ihmal etmedi. Anadolu’nun en eski tiyatrosu olan Antik Tiyatro yaklaşık 13.000 kişi alabiliyormuş. Tiyatronun klasik bir antik çağ yapısı olduğunu gezimiz esnasında bize eşlik eden Bodrum travestilerinden Ayla anlatıyor. Sağ olsun yol boyunca bize bıkmadan rehberlik eden Ayla akşam yemeği için de evine davet etti. Yol üzerinden aldığımız taze balıklar ve yanında rakımızla misafir olacağımız evin yolunu tuttuk. Burada balığı rakısız sadece kediler yer dedi, Bodrum travestilerinden  Ayla çok güldük. Evde bizi bekleyen başka misafirler olduğunu kapıya gelince gördük. Bizim gibi tatile gelen pek çok travesti arkadaşımız da Ayla’nın misafiri olmuştu. Akşam yemeğinde 10 kişi bir masanın etrafında toplanmış şarkılar söylüyorduk. Aramızda  Erzurum travestilerinden Bengü, Diyarbakır travestilerinden Zerrin, Bolu travestilerinden Menekşe vardı. Onlar daha çok denize girmek için gelmişler Bodrum’a gezdiğimiz yerleri anlatmaya başlayınca sabah ilk iş bu tarihi ziyareti yapmaları gerektiğine karar verdiler.Bodrum’un denizi kadar turistik yerlerinin de beni bu kadar etkileyeceği aklıma bile gelmezdi. Sanırım bundan sonra gittiğim her şehrin tarihi ile yakından ilgileneceğim. Bir de bakarsınız bir gün gezi yazarı olup çıkmışım. Neden olmasın.

 

 

 

 

travesti iclal Diyor ki! Yolmu, Engelli parkurmu?

Ben travesti olarak Artık araba kullanmaktan zevk almıyorum şu aralar İstanbul sokaklarından nefret ediyorum.

Yolların cılkını çıkarttılar desem yeridir yani, on metre de bir tümseklerle dolu İstanbul sokakları. Ben travesti İclal, bu yolların durumunu sormak istiyorum birilerine, nedir bu diye engelli parkurda mıyız trafikte miyiz diye fakat muhatap bulamadığım için ancak burada eleştirebiliyorum. Benim gördüğümü hiç mi bir yetkili görmüyor ya, resmen artık arabalarımız zarar görüyor, tümseklere bir standart getirmeliler, geçen Ankara travesti’lerinden bir arkadaşım yanıma geldi ve bayağı bir gezdik, yolları görünce çok şaşırdı. Ben diyorum ki arabasının altını vuranlar ve amortisörü patlayanlar zararlarını belediyelerden alabilirler itiraz etseler.

Hiçim bir yetkili kalkıp ta bu duruma bir çözüm getirmez yada hiçbiri mi belediye başkanın arkadaşı yada kara yolları müdürünün arkadaşı değil. Şahsen benim arkadaşım kara yolları müdürü olsa ben ona her gün baskı yaparım, şu Esenyurt’un yada Beylikdüzü’nün yollarını görmüyor musun diye fırça atar, eninde sonunda düzelttiririm o yolları. Engelli parkur gibi yollar birinden çıkıyorsun birine düşüyorsun. Bu nasıl bir yol düzeni, bu nasıl bir sistem, daha bir kaç gün önce arabama 3000 tl masraf ettim bu yollar yüzünden, travesti arkadaşlar bu yazımı sitenizde paylaşabilirsiniz. Ben hem Ankara da hem İstanbul da hemde yurt dışında yaşıyorum, bir tek bu İstanbul’un yolları bu kadar berbat. Daha arabamın z rotları, amortisör başlıkları ve amortisörlerini yeni değiştirdim.  ayrıca kış lastiği taktırdım. Lastik hariç diğerlerini resmen belediyenin ödemesi lazım bence. Saygılar travesti İclal.

Bedensel yaşam enerjisi

İnsanın bedenine enerji göndermesinin pek çok yöntemleri vardır. Bunlardan en bilinen ve en eski olanı reiki yöntemidir. Reiki sadece insana şifa değil, ruhuna ve zihnine de bir arınma terapisi gibi  fayda sağlıyor. Kullanan kişilere mutluluk ve canlılık veriyor.

Reiki üç aşamada öğrenilebilen bir yöntem faydasını tam olarak görebilmek için bir uzmandan eğitim alınması ve buna uyumlu hale gelebilmeniz çok önem arz ediyor.

Öncelikle bir reiki uzmanından birinci aşamada el almanız gerekiyor. Reiki’de semboller çok önemlidir. Kaynağının Tibet olduğu düşünülen reikiyi öğrenmek için  artık Tibet’e kadar gitmenize gerek yok. İstanbul travestilerinden Sanat reiki konusunda bir uzmandan eğitim aldı ve tanıdığı bütün arkadaşlarına pozitif enerji göndermeye başladı.

Reiki, bedende meydana gelen enerji dengesizliklerini ve negatif enerji blokajlarını çözebilmek için yetersiz veya eksik kalan kendi enerji bedenimizi dengeleyip, tamamlayarak ve temelde bilinç değişikliği gerçekleştirerek ruhsal, dolayısıyla da fiziksel iyileşme sürecini başlatmamız yolunu açar. Reiki fiziksel, zihinsel, duygusal sorunların tümünde kullanılabilir. Reiki bir din değildir ve hiçbir inanca bağlı tutulmaz. Avrupa ve Amerika’da açılan reiki klinikleri sayesinde pek çok hasta şifa bulmuştur. Günümüzde halen doktorların bir kısmı reikinin plasebo etkisi yarattığını düşünse de uygulayan kişiye verdiği pozitiflik sayesinde hastalıklarından ve korkularından arınan çok fazla insan olduğunu kabul eden bir çok hastanede de reiki klinikleri açılmaya başlanmıştır. Tamamlayıcı Alternatif Tıp olarak kullanılan reiki bazı insanlar üzerinde olumlu etkileri nedeniyle dünya üzerinde yavaş yavaş kabul görmeye başladı bile, Reiki Türkiye’de de son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Reiki eğitimi birkaç gün sürer. Öğrenilmesi çok kolaydır. Reiki Master’ın öğrencisine kullanma yeteneği yani el vermesiyle başlar. Bu seminerlere katılan kişi el verme işlemi ardından reiki kullanmaya başlar. Reiki enerjinin ellerden aktarılması ile kullanılır. Enerji aktarımı sırasında uygulama yapılan kişiye, o kişiden de uygulama yapan kişiye herhangi bir sorun geçmez. Başarısız olma riski yoktur. Uzayda var olan enerji bir şekilde uygulama yapılan kişiye aktarılır. Reiki için inanmak şart değildir. Siz inanmasanız bile o çalışır ve şifa verir.

Reiki esnasında yoga gibi konsantrasyon kurmanız gerekmemektedir. El almış olmanız ve bu işi yaparken pozitif düşünce ve iyilik dileyerek yapmanız yeterli olur. Reiki sadece iyi dilekler için çalışır bunu bir büyü gibi düşünmemek lazımdır. Başkalarının iyiliği için yapılan reiki nin tek amacı herkesin mutlu olmasıdır. Kısacası reiki yapmak istiyorsanız öncelikle insanları sevmeniz ve iyi düşünmeniz gerekir. Reiki eğitimi sırasında herkes her düzeyin eğitimine açıktır ve herkes kendine uygun gördüğü düzeyde öğrenimi bırakabilir ya da öğretmen olabilir. Dereceler insanların birbirine üstünlük sağlaması için değildir. Öncelikle kendinize inanmalı ve kötü fikirleri kafanızdan atmalısınız. Ankara’da yaşayan  travesti Aydan birinci aşama reikiden başarı ile çıktı. Belki ileride uzman bir usi reiki olur kimbilir… Hayallerinizin gerçek olması dileğiyle hoşcakalın.

 

 

Mutluluk anahtarı

 Türk Dil Kurumunda mutluluk, “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşmaktan duyulan kıvanç durumu” olarak tanımlanmaktadır. Bazılarımız mutluluğu maddiyata bazılarımız ise maneviyata bağlamışken gerçekte mutluluğun her iki kavramında yeterli ölçüde olmasıyla yakalanabileceğini bilmemiz gerekmektedir. Mutluluk erdemli olmanın bir ödülüdür.

Vücutta melatonin, serotonin ve endorfin hormonlarının salgılanmasını mutluluk sağlar. Kış aylarında az salgılanan bu hormonlar nedeniyle kışın daha mutsuz olmamız normaldir. Dünyanın kuzeyinde bulunan ülkelerde intihar sayısının Ekvatoral kesimlerden fazla olmasının nedeni de budur. İklim değişiklikleri mutlu olup olmamayı etkilemektedir.

Mutlu olmanın da sırları vardır. Travesti İclal, olarak ben size bunların başlıcalarını anlatmak isterim.

Mutlu olmanın ilk kuralı kendimizi sevmektir, kendimizi seversek başkalarını sevecek gücü de buluruz. Kendimizi sevmemiz için çok güzel ya da çok başarılı olmamız gerekmez sınırlar koyarak mutluluğu erişilmez kılmamalıyız.

Kendinizi her zaman ilk sıraya koyun. En değerli kişi sizsiniz gerçeğini aklınızdan çıkarmayın. Bazen kendinizden özür dilemeniz bile gerekebilir bundan çekinmeyin. Kendinizi her ortamda ifade etmekten çekinmeyin. Sizin görüşlerinize saygı duyulmayan bir ortamdan derhal uzaklaşın. Doğru görecelidir ve sizin doğrularınız sizin için kıymetlidir. Başkalarının nasıl düşündüğüne kafa yormayın. Yapabileceğiniz şeyleri yapmaktan kaçmayın. İstemeyerek ve söylenerek yapacağınız işler enerjinizi boşa harcamanıza neden olur. Kendinizi asla başkalarıyla kıyaslamayın. Neden onun yerinde değilim sorusu yerine ben kimim ve bu hayattan ne bekliyorum sorularını sorun kendinize, kıyaslamak kendinizi yeterli görmediğinizi gösterir. Siz hiç kimseden daha iyi ya da daha kötü değilsiniz.

Geçmişte yaptığınız hataları kabul edin ki bu hatalar sizi mutlaka bugüne hazırlamıştır. Her hata insana deneyim ve tecrübe kazandırır. Önemli olan hataları tekrarlamamaktır. Yaşadığınız duyguların sorumluluğunu alın sevmediğiniz bir kişiye şirin görünmek zorunda değilsiniz. Negatif duygulardan uzak durup, bardağın dolu tarafını görmeye çalışın. Yaşanan hiçbir şey tesadüf sonucu oluşmaz muhakkak sizin için hayırlı bir nedeni vardır.

Sosyal sorumluluk alanlarında çalışın. Başkalarına yardım etmek sizi iyi hissettirecektir. istanbul travesti bireylerin evsiz kalan trans bireylere yardım ettiği bir dernek var oraya katılın ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. İyilik yapmak insanı mutlu eden bir olgudur. Güleryüzlü olun, karşınızdaki kişiyle empati kurmaya çalışın, asla yargılamayın. Unutmayın kimse hata yapmak için bir işe girişmez. Mutluluğun maddiyatla değil maneviyatla daha yoğun bağlı olduğunu hatırlarsanız. İnançlarınıza saygı gösterir ve aradığınız mutluluğu kendi içinizde bulabilirsiniz. Çocukken en sevdiğim çizgi film olan Polyanna gibi, davranarak ben mutluluğu yakaladım darısı sizlerin başına yeni yılda mutluluk ve sevgiyle olmanız dileğiyle hoşcakalın.

 

 

 

Seksapeli yüksek kadın olmak

Seksi görünmenin güzel olmakla alakalı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her kadın seksi görünebilir. Karşınızdaki erkeğin sizin için kıvranmasını görmek istemez misiniz?

Öncelikle kravat bağlamayı bilmiyorsanız hemen öğrenin, hiçbir erkek siz onun kravatını bağlarken size kayıtsız kalamaz. Onlara masaj yapmayı da öğrenmek lazım bir küçük masaj ile erkeği kendinize kul köle edebilirsiniz. Çıplaklık seksi olmak değildir. Gözlerinin içine bakın ve kendinize ne kadar güvendiğinizi ona gösterin. Güzel gözlere sahip travesti bir birey erkeklerin göz bebeklerine bakarak, onları kendine aşık etmeyi her seferinde beceriyordu. Çıplak olmak yerine dekolte giyinmeden dekolte yani frikik vermeye çalışın.

Topuklu ayakkabılar her zaman seksilik simgesidir. Topuklu ayakkabılarınızı kullanmayı bilin. Topuklu ayakkabıların çıkardığı ses erkeklerin kalp ritmini hızlandırır. Kıyafetinizin straplez ya da boyundan küçük bir bağ ile bağlı olması erkekleri delirten başka bir noktadır. Büyük küpeler kullanmaktan kaçınmayın.  Tek omuzlu elbiseler her an frikik vermenizi bekleyen erkeklerin ilgi odağı olacaktır. Deri ve lateksden yapılmış kıyafetler de tercih edebilirsiniz.

Erkekler uzun saçlı kadınlardan hoşlanır. Yüzünüze düşen saçı eliyle geriye atmak için sıraya girecek pek çok erkek vardır. Saç rengi erkekten erkeğe değişiklik gösterse de Türk erkeği sarışın kadın sever.

Saçlarınızı sık sık yıkayın ve muhakkak parfümünüzden bir damla sıkın. Dağınık topuz yaptığınız saçınızdan yükselen muhteşem koku karşısında durabilecek bir erkek tanımıyorum. Hobileriniz arasında mutlaka erkeklerin oynamayı çok sevdiği oyunlar olsun. Örneğin; playstation oynayın ya da futbol maçı seyredin. Maç izlerken kendinizi kaybetmiş gibi davranarak frikik vermeyi unutmayın.

Kadın bir kedi gibi olmalı derdi bir travesti, başı okşanınca uysal ve sevimli damarına basıldığında bir kaplana dönüşen asla size sadık olup olmadığını anlayamadığınız bir kedi,erkeklerin çok ilgisini çekiyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma kadınların sadece %40 oranında dekolteli giyinmesi gerektiğini söylüyor. Ne daha kapalı ne de daha açık olmamalısınız. Sizi gerçekte seksi yapan şeyin kendinize duyduğunuz güven ortamlarda sergilediğiniz rahat tavırlar olduğunu unutmayın. Manken gibi bir fiziğe sahip olmayabilirsiniz ama bir kadında olması gereken bütün özelliklere sahip olabilirsiniz. Hiçbir erkek mükemmel kadını aramıyor onların aradığı sizsiniz. Giyin en seksi elbisenizi ve topuklu ayakkabınızı, kendinize güvenerek bir salının ortada dikkatlerin üzerinizde toplanacağını göreceksiniz. Her kadın güzeldir yeter ki, çaba göstersin.

 

Aşka düşmek

Fall in love diye bir kelime mutlaka duymuşsunuzdur. İngilizceye bu şekilde çevrilen deyim aşık olmayı çok iyi anlattığı için kullanmak istedim. Çünkü ben de aşık olan insanın bir şeylerin içine düştüğüne inananlardanım.

Düşen insan kontrolünü sağlayamaz herhangi bir yerden tutunamaz ve tutunamadan öylece düşer aşkın içine, aşka düşmek deyimi işte bu yüzden benim favori cümlemdir.

İstanbul’da eski kitapçıları gezdiğim travesti bir arkadaşla aynı anda gözümüz takılıyor Orhan Veli’nin şiir kitabına bir sayfa çeviriyoruz, başlıyoruz okumaya;

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Her zaman güzel mi bu kadar,

Bu eşya, bu pencere?

Değil,

Vallahi değil;

Bir iş var bu işin içinde.

İnsan aşka bir kere düştü mü yanar, kavrulur yanarken bu kadar mutlu eden bir başka şey gördünüz mü dünyada, yanacağını bile bile koşarken aşka gönlümüz, aklını yitirmiş Mecnun’a döner. Sevdiğine kavuşmak için çırpınan bedenler, zincire vurulsa fayda yok, aşk sardı mı ruhumuzu işte buradan çıkış yok.

Aşkı anlatmak, aşkımızı haykırmak da kolay değildir bazen;

Türkiye’de istanbul ne ise

İstanbul’da gece ne ise

Gecede yürümek ne ise

Yürürken düşünmek ne ise

Seni unutamamacasına düşünmek ne ise

Unutamamanın anlamı ne ise

Seni sevmek ne ise

Saklayayım mı yok söyleyeyim derken

Birden aşka düşmek ne ise.

Her neyse…

Demiş Özdemir Asaf sevdiği kadına açılmak aşkını anlatabilmek için, kelimelerin kifayetsiz kaldığı başka bir duygu yoktur dünya üzerinde sadece aşkı bilenlerin bildiği sırlar vardır. Aklımızın yitip gittiği, düşünemediğimiz bir durumdur. Sevgililer günü yaklaşırken ona ne alsam diye sokak sokak gezeriz de aşkımızı anlatacak en güzel hediyeyi bir türlü bulamayız.  Kadehindeki zehiri bile içmeye razı olduğumuz sevgilimiz, kendi canımızın da önündedir ve aşkın her halini severiz onunla.

Aşk cesaret isteyen bir esaretse ona esir olmak isteyen milyonlarca insan tanıdım. Aşkı bir kez tadanların asla vazgeçmediği, her mevsim içinde tekrar yaşattığı bu ölümsüz duyguyu ne şairler, ne alimler anlatmış ama bir türlü tam olarak açıklayamamışlar. Aşkın içinde yaşarken sonsuz olan bittiğinde boşluk olan bir aşka düşme var ki,  anlatamıyorum. Yaz aşkları, kış aşkları, sonbahar aşkları diye aşkı üçe ayıran travesti bir bireyin aşkın içinde her şey var fakat ayrılık kelimesi aşka yakışmaz diye attığı tweet çok hoşuma gitmiş ve favorilere eklemiştim. Birinin gözlerine baktığın an dünya duruyorsa, onun yanında iken zaman akmıyorsa, kalbin yerinden çıkacak gibi atıyorsa, senden önce o geliyorsa ve ben yerine biz girmişse diline sen çoktan aşka düşmüşsün arkadaşım,  geçmiş olsun diyemeyeceğim tek hastalık senin ki umarım hiç gezmez. Aşkla kalın.

 

Moda nedir?

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçları barınmak, beslenmek ve giyinmek diye sıralanabilir.

İnsanların hayvanlar gibi postları olmaması onları giyinmeye sevk etmiştir. Özellikle kadınların içgüdüsel olarak modaya ihtiyacı vardır. Dolabı tamamen dolu olmasına rağmen yeni çıkan bir ürünü görünce alma isteği sadece kadınlarda vardır. Modanın bir numaralı takipçisi olan kadınlar erkekleri de bu yola çekmeye başlamışlardır. Ayrıca modanın sadece giyinmek üzerine olduğu da düşünülmemelidir. Döşemelik kumaştan, perdeye, koltuktan araba modeline göre pek çok ürün değişen bir yapıya sahiptir ve modası geçmeyen tek şey modanın kendisidir.

Güzel görünmek uğruna insanların katlandıkları eziyetler tarihten günümüze kadar sürmektedir. Örneğin Çinlilerin küçük ayaklı olabilmek için ayaklarına giydikleri lotuslar çok acı çekmelerine rağmen ayaklarından çıkmamıştır, aynı şekilde tarihte Fransız kadınlarının ince belli görünmek uğruna giydikleri korseler de kadınlara eziyet çektiren fakat güzellik uğruna katlanılan unsurlardı.

Önceden bir travesti tanıdığımın bu Fransız korselerinden günlerce arayıp, bulması ve halen kullanması beni güzellik uğruna her şeyin yapılabileceği duygusuna daha çok inandırdı.

Moda olan şeylerin pek çoğu beğenilen takip edilen insanların yaptıkları hareketlerden doğmuştur. Mesela; Fransada 13. Louis döneminde ,bir av partisinde attan düşen matmazel Fontage’nin dağılan saçlarını bir çorap lastiği ile toplaması o yıl kadınlar arasında Fontage stili saç modasının doğmasına sebep olur.Erkek ceketlerinin sol yakasındaki iliğinde ilginç bir öyküsü vardır. İngiltere Prensine  Galle de güzel bir kadın çiçek armağan eder. Prens değer verme anlayışı ile olsa gerek çakısıyla ceketinin sol yakasına bir delik açar ve çiçeği oraya takar. Bu ingiliz centilmenliğinin sonucu ortaya çıkan moda, günümüze dek ulaşmıştır.Hür ve yalın giyimin kadın dünyasına ilk kez getiren ünlü modacı Chanel’in gaz ocağı patlaması sonucu uzun saçlarının yanması yeni bir saç modasının doğmasına sebep olur.Modacı,saçlarını erkek stiline keserek  gece operya gider ve tüm ilgileri üstüne çeker. Ertesi gün Paris’li kadınlar berberlerinden Chanel stili saç kesimi isterler.

Şimdilerde de durum çok farklı değildir. Ünlü futbolcuların ya da artistlerin giydikleri taktıkları her şey ertesi gün takipçileri tarafından taklit edilmeye başlanıyor. Güzel görünmenin ikinci plana atıldığı modaya ben şahsen inanmıyorum insan kendini neyin içinde iyi hissediyorsa o m oda olmalıdır.

Ayrıca çok sevdiğim bir eşyayı modası geçmiş diye bir kenara atmak aşırı israf gibi gelir bana, travestilerden biri annesinden kalan eşyaları ve giysileri halen kullanır ve ben sevdiğim sürece bunların modası hiç geçmeyecek der. Moda uğruna komik durumlara düşmeden modayı takip etmenin de bir sakıncası yoktur yeter ki aşırı harcamaya kaçmayalım. Modası geçmeyen günler dilerim.

Defter-i Hizan ve travestiler

Günümüzün modern toplumunda hala kendilerine saygın bir yer bulamayan travesti ve gayler Osmanlı Devletinde herkesten saygı gören esnaflardı.

Çok ünlü bir tarihçinin açıklamalarına göre Tanzimat Fermanına kadar, ayıplanmayan, devlet törenlerine rahatça katılan eşcinseller Osmanlı padişahlarının sefere uğurlandığı resmi geçitlerde diğer esnafla birlikte saf tutardı.

Dönemin ünlü şairlerinin şiirlerinde bahsi geçen delikanlılara methiye düzülür, güzelliklerinden bahsedilirdi. Osmanlı da eşcinselliğin tarihi Orhan Gazi dönemlerine kadar gider ve o dönemde adı oğlancılık olarak geçmektedir.

Osmanlıda askerlik yaşı gelen eşcinseller için civelek taburu denilen özel bir tabur oluşturulur ve yeniçeriler ile bu civelek taburu arasındaki cinsel münasebete karışılmazdı.

2. Murat zamanında yazılmış bir eser olan kabusnamede şu sözlere yer verilmiştir; “ve yaz olunca avretlere meylet ve kışın oğlanlara, ta ki bedenen sağlam olasın. Zira ki oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir yere gelirse teni azıtır ve avret teni soğuktur, kışın iki soğuk bir yere gelse teni kurutur vesselam.”

II. Ahmed döneminde yaşayan en ünlü şair  Nedim’in lise kitaplarında kesinlikle rastlayamayacağınız u güzel beyitiyle bir örnek daha verelim;  “İzn alub cum’a nemâzına deyû mâderden/Bir gün uğrılayalım çerh-i sitem-perverden/Dolaşub iskeleye doğrı nihân yollardan/Gidelim serv-i revânım yürü Sad’âbâde.”

Türkçeye çevirirsek; “Annenden cuma namazına gideceğiz diye izin alıp sitemlik felekten bir gün çalalım. Gizli yollardan iskeleye doğru dolaşıp, yürü selvi boylu sevgilim Sadabad’e gidelim.”

Yazılan tüm eserlerde de zamanın oğlan denilen travesti ve gaylerine rastlayabilirsiniz. Tanzimat Fermanının ilanına kadar ayıplanmadan horgörülmeden sürdürülen bu meslek modernleşme adı altında yasaklanmış ve çeşitli cezalarla karşı karşıya bırakılmışlardır. Kısacası batılı tarz bir hayatı seçen yeni Osmanlı aslında geyler ve travestilerin bu toplumdan dışlanmasının önünü açmış. Günümüzün modern toplumlarında rastlamadığımız bu şiirler ve gazeller söylendiği yıllarda çok rağbet görüp,, dilen dile aktarılmışlardır.

En büyük aşkların yaşandığı, hamam sefalarının anlata anlata bitirilemediği o yıllardan geriye günümüzde yasaklar ve kısıtlamalardan başka bir şey kalmamıştır. Şimdilerde Avrupa eşcinselliğe yeşil ışık yakmasına rağmen halen doğu toplumları tarafından yasaklamalar devam etmektedir. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için Osmanlı Tarihini anlatan edebi eserleri okuyabilirsiniz.